BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

DUA SANA

CAMİYE GELİN

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

Alperen

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Mühür

Medhi Rasü42-58. Beytler]

Medhi Rasü42-58. Beytler]

Tarih 15 Nisan 2020, 16:43 Editör HÜSEYİN NECATİ

Karanlık geceleri, mubarek kademi şerifleri şişmekten dolayı olan ızdırabdan, hastalıktan incilinceye kadar, rahatsız oluncaya kadar ihya eden ol bir Rasülü Zişanın sünnetine,Nebiyyi İhlasın sünnetine zulm ettim, zalimlik yaptım.

{٤٢}

مُنَزَّهٌ عَنْ شَرِيكٍ فيِ مَحَاسِـــنِهِ

فَجَوْهَرُ الْحُسْنِ فِيهِ غَيْرُ مُنْقََسـِــمِ

 O Habibi Azam paktır, münezzehtir مُنَزَّهٌ
Neden?
Ortağı, misli olmaktan عَنْ شَرِيكٍ
Nerede münezzeh?
Güzelliklerde ahlakı hamide evsafı celile فيِ مَحَاسِـــنِهِ
kendisine has olan mehasinde

***
O nebiyyi muhteremde güzellik cevheri
فَجَوْهَرُ الْحُسْنِ فِيهِ
Nedir?
Munkasim değildir, tecezzi kabul etmez غَيْرُ مُنْقََسـِــمِ
Rasulullahda bütün güzellikler mevcuttur onda olmayan yoktur.

O Habibi Azam ortağı, misli olmaktan, güzelliklerde ahlakı hamide evsafı celile kendisine has olan mehasinde paktır, münezzehtir. O Nebiyyi muhteremde güzellik cevheri munkasim değildir, Rasulullahda bütün güzellikler mevcuttur onda olmayan yoktur.

 

{٤٣}

دَعْ مَا ادََّعَتْهُ النَّصَارَى فِي نَبِيِّهِمِ

وَاحْكُمْ بِماَ شِئْتَ مَدْحاً فِيهِ وَاحْتَكِمِ

 Sen terk et دَعْ
Neyi terk et?
Nesaranın, hiristiyanların iddia ettiği şeyi مَا ادََّعَتْهُ النَّصَارَى
yani Rasulullah'ı medhedeceğim derken yalnışlık yapma, O Allah'ın kulu Rasulüdür her güzellik kendisinde vardır

Kim hakkında?
Nebileri İsa A.S. Ruhullah hakkında فِي نَبِيِّهِمِ

***
Sen hükmet
وَاحْكُمْ
Ne ile hükmet?
Dilediği şey ile بِماَ شِئْتَ
Ne cihetten?
Medih cihetinden
مَدْحاً
Kim hakkında?
Nebiyyi Zişan hakkında
فِيهِ
Daha?
O hükümde muhkem ol, sağlam ol, sabit ol وَاحْتَكِمِ

Sen nesaranın, hiristiyanların nebileri İsa a.s. Ruhullah hakkında iddia ettiği şeyi terk et. Yani Rasulullah'ı medhedeceğim derken yalnışlık yapma, O Allah'ın kulu ve Rasulüdür, her güzellik kendisinde vardır. Sen Nebiyyi Zişan hakkında medih cihetinden dilediği şey ile hükmet, o hükümde muhkem ol, sağlam ol sabit ol.

 

{٤٤}

وَانْسُبْ إلَى ذاَتِهِ ماَ شِئْتَ مِنْ شَرَفٍ

وَانْسُبْ إِلىَ قََدْرِهِ مَا شِئْتَ مِنْ عِظَمٍِ

 Sen nisbet et izaf eyle وَانْسُبْ
Nereye?
Cenabı Hakkın zatı şerifine إلَى ذاَتِهِ
Neyi nisbet et?
Dilediği şeyi ماَ شِئْتَ
Neden o şey?
Şeref ve izzetten مِنْ شَرَفٍ

***
Sen nisbet et izaf eyle
وَانْسُبْ
Nereye?
Nebiyyi Ali Şanın kadrine makam ve mertebesine
إِلىَ قََدْرِهِ
Neyi nisbet et?
Dilediği şeyi مَا شِئْتَ
Neden o şey?
Büyüklükden
مِنْ عِظَمٍِ

Sen Cenabı Hakkın zatı şerifine şeref ve izzetten dilediği şeyi nisbet et, izaf eyle. Sen Nebiyyi Ali Şanın kadrine, makam ve mertebesine büyüklükden dilediği şeyi nisbet et izaf eyle.

 

{٤٥}

فَإِِنَّ فَضْلَ رَسوُلِ اللهِ لَيْسَ لـَـــهُ

حَدٌّ فَيُعْرِبَ عَنْهُ ناَطِقٌ بِِفَــــــمٍ

 Niçin dilediği şeyi nisbet et?
Çünkü muhakkak Rasulullah'ın فَإِِنَّ فَضْلَ رَسوُلِ اللهِ
fazlı üstünlüğü

Nedir?
O fazl ve üstünlük için yoktur لَيْسَ لـَـــهُ

***
Ne yoktur?
Bir hat bir nokta yoktur حَدٌّ
Beyanda izahta bulunsun
فَيُعْرِبَ
Neden?
Rasulullah'ın faziletinden
عَنْهُ
Kim beyanda bulunsun?
Ağzı ile konuşan kimse ناَطِقٌ بِِفَــــــمٍ

Rasulullah'ın fazilet ve üstünlüğü için bir hat,hudut, bir nokta olmadığından dolayı dilediği şeyi nisbet et. Ağzı ile konuşan kimse Rasulullahın faziletinden beyanda izahta bulunsun.

 

{٤٦}

لَوْ نَاسَبَتْ قَدْرَهُ آيَاتُهُ عِظَمــــاً

أحْيَ اْسمُهُ حِينَ يُدْعَى دَارِسَ الرِّمَمِ

 Münasip olsaydı, aksettirseydi لَوْ نَاسَبَتْ
Neye münasip olsaydı?
Rasulullah'ın kadrine قَدْرَهُ
yani sahip olduğu manevi menzile

Ne münasip?
Rasulullah'ın mucizeleri آيَاتُهُ
Ne cihetten?
Büyüklük cihetinden
عِظَمــــاً

***
İhya ederdi
أحْيَ
Ne ihya ederdi?
Onun ismi şerifi اْسمُهُ
Nerede?
Dua olunduğu zaman, حِينَ يُدْعَى
tevessül olunduğu zaman, yani 'Ya Rabbi, şu duamı Muhammet A.S. hürmetine kabul et' denildiği zaman

Neyi ihya ederdi?
Çürümüş mahv olmuş olan kemikleri دَارِسَ الرِّمَمِ

Rasulullah'ın kadrine yani sahip olduğu manevi menzile büyüklük cihetinden Rasulullah'ın mucizeleri münasip olsaydı, aksettirseydi, onun ismi şerifi dua olunduğu zaman, tevessül olunduğu zaman, yani 'Ya Rabbi, şu duamı Muhammet A.S. hürmetine kabul et' denildiği zaman çürümüş, mahv olmuş olan kemikleri ihya ederdi.

 

{٤٧}

لَمْ يَمْتَحِنَّا بِمَا تَعْيَ الْعُقُولُ بـِــهِ

حِرْصاً عَلَيْنَا فَلَمْ نَرْتَبْ وَلَمْ نَهِـــمِ

 O Nebiyyi ali şan bizi imtihan etmedi,  لَمْ يَمْتَحِنَّا
bizi mükellef tutmadı, bize teklif etmedi

Ne ile teklif?
Akılların aciz kaldığı şey ile
بِمَا تَعْيَ الْعُقُولُ بـِــهِ
yani akılların anlayamayacağı, yorulacağı şey ile

***
Niçin?
Bize karşı olan hırsından dolayı, حِرْصاً عَلَيْنَا
bizi sevdiği için bize şefkatli olduğu için
Biz şek ve şüphe etmedik,
فَلَمْ نَرْتَبْ
onun getirdiği şeyleri tasdik ve onlar ile amel etmekte şüphede bulunmadık

Daha?
Şaşırıp kalmadık, وَلَمْ نَهِـــمِ
heyeman haline gelipte inkar etmeyiz vehme düşmeyiz

O Nebiyyi ali şan bize karşı olan hırsından dolayı, bizi sevdiği için, bize şefkatli olduğu için akılların aciz kaldığı şey ile yani akılların anlayamayacağı yorulacağı şey ile bizi imtihan etmedi, bizi mükellef tutmadı, bize teklif etmedi. Biz şek ve şüphe etmedik, onun getirdiği şeyleri tasdik ve onlar ile amel etmekte şüphede bulunmadık şaşırıp kalmadık, heyeman haline gelipte inkar etmeyiz vehme düşmeyiz.

 

{٤٨}

أعْيَ الْوَرَى فَهْمُ مَعْنَاهُ فَلَيْسَ يُرَى

للْقُرْبِ وَالبُعْدِ مِنْهُ غَيْرُ مُنْفَحِـمٍ

 Aciz bıraktı أعْيَ
Kimi?
Mahlukatı الْوَرَى
Ne aciz bıraktı?
Rasulullahın manasını, hakikatini, batınını anlamak فَهْمُ مَعْنَاهُ
Böyle olunca görülür olmamıştır
فَلَيْسَ يُرَى

***
Nerede?
Yakında
للْقُرْبِ
Daha?
Uzakta وَالبُعْدِ
Kime yakın uzak?
Rasulullah'a, Fahri Aleme مِنْهُ
Ne görülür olmamıştır?
Acizden başkası görülür olmamıştır غَيْرُ مُنْفَحِـمٍ

Rasulullah'ın manasını, hakikatini, batınını anlamak mahlukatı aciz bıraktı. Böyle olunca Rasulullah'a, Fahri Aleme uzakta yakında acizden başkası görülür olmamıştır.

(Yani makamına ulaşamayanın onu anlaması mümkün değildir,manevi makamını anlamaktan aciz bırakır)

 

{٤٩}

كَالشَّمْسِ تَظْهَرُ لِلْعَيْنَيْنِ مِنْ بُعُـدٍ

صَغِيرَةً وَتُكِلُّ الطَّرْفَ مِنْ أُمَـــمٍ

 O Nebiyyi Zişan güneş gibidir كَالشَّمْسِ
Öyle güneş ki?
Görülen zuhur eden تَظْهَرُ
Niçin zuhur eden?
Gözler için لِلْعَيْنَيْنِ
Neden zuhur eden?
Uzaktan مِنْ بُعُـدٍ

***
Ne olduğu halde güneş?
Küçük olduğu halde
صَغِيرَةً
Aciz bırakır, kamaştırır
وَتُكِلُّ
Neyi aciz bırakır?
Gözü
الطَّرْفَ
Neden aciz bırakır?
Yakından مِنْ أُمَـــمٍ

O Nebiyyi Zişan uzaktan gözler için küçük olduğu halde görülen, zuhur eden güneş gibidir. Gözü yakından aciz bırakır, kamaştırır.

 

{٥٠}

وَكَيْفَ يُدْرِكُ فِي الُّدنْيَا حَقِيقََتـَهُ

قَوْمٌ نِيَامٌ تَسَلَّوْا عَنْهُ بِِالْحُلُــــــمِ

 Nasıl idrak eder, nasıl anlayabilir? وَكَيْفَ يُدْرِكُ
Mümkün müdür? Mümkün değildir.

Nerde?
Dünyada فِي الُّدنْيَا
Neyi?
Nebiyyi Azamın hakikatini
حَقِيقََتـَهُ

***
Kim?
Bir kavim bir millet قَوْمٌ
Öyle kavim ki?
Uyuyucu olan نِيَامٌ
Öyle kavim ki?
Teselli bulan, kendini teselli eden تَسَلَّوْا
Kimden?
Nebi Zişandan عَنْهُ
Ne ile teselli bulan?
Rüya ile بِِالْحُلُــــــمِ
Yani Rasulullahı rüyada görmek ile kendisini teselli eden

Uyuyucu olan Nebi Zişandan rüya ile teselli bulan, kendini teselli eden yani Rasulullah'ı rüyada görmek ile kendisini teselli eden bir kavim, bir millet dünyada Nebiyyi Azamın hakikatini nasıl idrak eder, nasıl anlaya bilir? Mümkün müdür? Mümkün değildir.

 

{٥١}

فَمَبْلَغُ الْعِلْمِ فِيهِ أَنَّهُ بَشـَـــــرٌ

وَأَنَّهُ خَيْرُ خَلْقِِِ اللهِ كُلِّهِــــــمِ

 Böyle olunca O Nebiyyi Zişan hakkında فَمَبْلَغُ الْعِلْمِ فِيهِ
insanların ilminin nihai noktası

Nedir?
Muhakkak Rasulullah bir beşerdir أَنَّهُ بَشـَـــــرٌ

***
Muhakkak O Nebiyyi muhterem وَأَنَّهُ
Nedir?
Cenabı Hakk'ın mahlukatının en خَلْقِِِ اللهِ كُلِّهِــــــمِ
üstünüdür, en hayırlısıdır

Böyle olunca O Nebiyyi Zişan hakkında insanların ilminin nihai noktası muhakkak Rasulullah bir beşerdir. Muhakkak O Nebiyyi muhterem Cenabı Hakk'ın mahlukatının en üstünüdür, en hayırlısıdır.

 

{٥٢}

وَكُلُّ آيٍ اَتَى الرُّسْلُ الْكِرَامُ بِهاَ

فََإِنَّمَا اتَّصَلَتْ مِنْ نُورِِهِ بِِهِــــمِ

 Her bir mucize وَكُلُّ آيٍ
Öyle mucize ki?
Getirdi آيٍ اَتَى
Kim getirdi?
Rusulü Kiram الرُّسْلُ الْكِرَامُ
Neyi getirdi?
O mucizeleri بِهاَ

***
Nedir?
Ancak ulaşmıştır
فََإِنَّمَا اتَّصَلَتْ
Neden ulaşmış?
Rasulü müctebanın nurundan مِنْ نُورِِهِ
Kime?

O Peygamberlere بِِهِــــمِ

Rusulü Kiram'ın kendisini getirdiği her bir mucize ancak Rasulü müctebanın nurundan O Peygamberlere ulaşmıştır.

 

{٥٣}

فَإِنَّهُ شَمْسُ فَضْلٍ هُمْ كَوَاكِبُهَــا

يُظْهِرْنَ أنْوَارَهَا لِلنَّاسِ فيِ الظُُّلَـمِ

 Muhakkak Nebiyyi Zişan فَإِنَّهُ
Nedir?
Fazilet güneşidir شَمْسُ فَضْلٍ
Diğer Peygamberler
هُمْ
Nedirler?
Güneşin yıldızları gibidirler كَوَاكِبُهَــا

***
Daha nedir?
İzhar etmişlerdir, açıklamışlardır
يُظْهِرْنَ
Neyi?
O güneşin nurlarını أنْوَارَهَا
Kim için?
İnsanlar için لِلنَّاسِ
Öyle insanlar ki?
Karanlıklar içinde olan  فيِ الظُُّلَـمِ

Muhakkak Nebiyyi Zişan fazilet güneşidir. Diğer Peygamberler güneşin yıldızları gibidirler, karanlıklar içinde olan insanlar için o güneşin nurlarını izhar etmişlerdir, açıklamışlardır.

 

{٥٤}

اَكْرِمْ بِِخَلْقِِ نَبِِيٍّ زَانَهُ خُلـُـــقٌ

بِِالْحُسْنِ مُشْتَمِلٍ بِِالْبِِشْرِ مُتَّسِـــــمٍ

 O Nebimizin yaratılışı ne kerimdir اَكْرِمْ بِِخَلْقِِ نَبِِيٍّ
Yani onun kerameti teaccübe şayandır

Öyle nebi ki?
Onu süslemiştir زَانَهُ
Ne?
Büyük ahlaklar, ahlakı hamide, ahlakı azime
خُلـُـــقٌ

***
Öyle nebimiz ki?
Güzellik ile hüsnü cemal ile müştemil olan  بِِالْحُسْنِ مُشْتَمِلٍ  
Yani kendisinde toplamış olan
Tebessüm ile yüz açıklığı ile
بِِالْبِِشْرِ مُتَّسِـــــمٍ
muttasıf olan alametlenmiş olan

Tebessüm ile yüz açıklığı ile muttasıf olan alametlenmiş olan, güzellik ile hüsnü cemal ile müştemil olan yani kendisinde toplamış olan, büyük ahlakların yani ahlakı hamideve ahlakı azimenin süslemiş olduğu nebimizin yaratılışı ne kerimdir. Yani onun kerameti teaccübe şayandır.

 

{٥٥}

كَالزََّهْرِِ فيِ تَرَفٍ وَالْبَدْرِ في شَرَفٍ

وَالْبَحْرِِ في كَرَمٍ وَالدَّهْرِ فِي هِمَمٍ

 Nebiyyi Zişan şukufe yani çiçek gibidir كَالزََّهْرِِ
Nerede?
Yumuşaklıkta, letafette فيِ تَرَفٍ
Daha?
Ay gibidir وَالْبَدْرِ
Nerede?
Şerefte, asalette في شَرَفٍ

***
Daha?
Deniz gibidir وَالْبَحْرِِ
Nerede?
Keremde kerim olmakta في كَرَمٍ
Daha?
Zaman gibidir
وَالدَّهْرِ
Nerede?
Himmetlerde فِي هِمَمٍ

Nebiyyi Zişan yumuşaklıkta, letafette şukufe yani çiçek gibidir. Şerefde, asalette ay gibidir. Keremde kerim olmakta deniz gibidir. Himmetlerde zaman gibidir.

 

{٥٦}

كَاَنَّهُ وَهْوَ فَرْدٌ فيِ جَلاَلَتـِـــهِ

فيِ عَسْكَرٍ حِينَ تَلْقَاهُ وَفيِ حَشَـمٍِ

 Sanki O Nebiyyi muhterem كَاَنَّهُ
Tek olduğu halde
وَهْوَ فَرْدٌ
Nerede?
Azametinde, şecaatinde فيِ جَلاَلَتـِـــهِ

***
Nerde gibidir?
Kalabalık bir asker içinde gibidir فيِ عَسْكَرٍ
Nerde asker?
Sen ona mulaki olduğun zaman حِينَ تَلْقَاهُ
Daha?
Bir ordunun içinde gibidir وَفيِ حَشَـمٍِ

Sanki tek olduğu halde o Nebiyyi muhterem azametinde, şecaatinde sen ona mulaki olduğun zaman kalabalık bir asker içinde gibidir. Bir ordunun içinde gibidir.

 

{٥٧}

كَأنَّمَا اللُّؤْلُؤُ الْمَكْنُونُ فِى صَدَفٍ

مِنْ َمعْدِنَيْ مَنْطِقٍ مِنْهُ ومُبْتَسَــمٍ

 Sanki gizlenmiş olan inci كَأنَّمَا اللُّؤْلُؤُ الْمَكْنُونُ
Nerde gizlenmiş?
Kılıfı içinde فِى صَدَفٍ

***
Neden meydana gelmişdir?
O Rasulullah'ın kelamının مِنْ َمعْدِنَيْ مَنْطِقٍ مِنْهُ
mağdini olan ikamet mahalli olan kalbi şeriflerinden

Daha?
Tebessüm mağdini olan femi şeriflerinden ومُبْتَسَــمٍ

Sanki kılıfı içinde gizlenmiş olan inci Rasulullah'ın kelamının mağdini olan, ikamet mahalli olan kalbi şeriflerinden ve tebessüm mağdini olan femi şeriflerinden meydana gelmiştir.

 

{٥٨}

لاَ طِيبَ يَعْدِلُ تُرْباً ضَمَّ أعْظُمَـــهُ

طُوبَى لِمُنْتَشِقٍ مِنْهُ وَمُلْتَثِـــــمٍ

 Cinsi güzel koku yoktur لاَ طِيبَ
Öyle güzel koku ki?
Denk olan, muadil olan يَعْدِلُ
Neye denk?
Toprağa تُرْباً
Öyle toprak ki?
Cemi eden, kavrayan
ضَمَّ
Neyi kavrayan?
O Nebiyyi muhteremin mubarek أعْظُمَـــهُ
kemiklerini bütün azalarını

***
Müjdeler olsun
طُوبَى
Kime müjde?
O topraktan koklayan kimseye لِمُنْتَشِقٍ مِنْهُ
Daha?
O toprağı öpebilen kimseye وَمُلْتَثِـــــمٍ

O Nebiyyi muhteremin mubarek kemiklerini, bütün ağzalarını cemi eden, kavrayan toprağa denk olan, muadil olan cinsi güzel koku yoktur. O toprağı öpebilen kimseye o topraktan koklayan kimseye müjdeler olsun.

Bu haber 3978 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KASİDEİ BÜRDE DERSLERİ

Kaside-i Bürde Nâzmı ve Okunuşu Hakkında Malumat

Kaside-i Bürde Nâzmı ve Okunuşu Hakkında Malumat Şerâfeddîn Muhammed Hz.leri, Hicri 609 M. 1213 senesinde Şevval ayının 3. Gününe rastlayan Salı günü Mısırda Behnas...

Muhabbet-i Rasül [1-12. Beytler]

Muhabbet-i Rasül [1-12. Beytler] Selemlikte olan orayı sık sık ziyaret eden o zatı muhteremi Rasulü Kibriya ve Ashabını hatırladığından dolayı mı, g...

NASİHAT

NAMAZ

MERHABA25 May?s 2020

GALERİ

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

YEDİ KITA

MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


İSLAM HUZUR

NAMAZINI KIL


YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi