BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân'dan Derin Hakikatler

Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân'dan Derin Hakikatler

Tarih 16 Aralık 2018, 12:01 Editör HÜSEYİN NECATİ

Bu kıymetli eserin yazarı Şeyh İsmail Hakkı Bursevi Hazretleridir.

Büyük keşif ve kerametler sahibi bir velidir.
1650-1725 yılları arasında yaşamış Bursa'da vefat etmiştir.
Her biri ortalama 200 sahife olan 106 kıymetli eserin yazarı büyük alimdir

İsmail Hakkı Hazretleri bu tefsiri yazmasının sebebini şöyle anlatıyor: "Manevi babam Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin yardım ve delaleti ile bir gün rüyamda Resulullah Efendimiz (s.a.v) bana ikramda bulundular. Arkamı sıvazlayıp tatlı bir ifade ile 'Ümmetim için bir tefsir yaz' diye emir buyurdular. Bunun üzerine Allah-ü Teâla'dan ve Resulullah Efendimiz'in (s.a.v) ruhaniyetinden yardım isteyerek bu tefsiri yazdım." İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri bu kıymetli tefsirini Bursa Ulu Cami kürsüsünde cemaate anlatarak 12 senede tamamlamıştır. Toplam 16 cilttir. Kırkların Her Zaman Var Olduğu Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular: "Yeryüzü kırklardan asla boş olmaz. Yeryüzünde Halilü'r-Rahman (a.s) gibi (insanlığın iyiliğini düşünen) kırk kişi asla eksilmez. Onların sayesinde sizlere su (yağmur) verilmekte ve onların yüzü suyu hürmetine sizlere yardım olunmaktadır. Onlardan herhangi biri vefat ettiği zaman, Allah, onun yerine başkasını koyar." Mesnevide buyruldu: Eğer dua için temiz bir nefesin ve dilin yoksa temiz gönüllü evliya ve dostlardan dua iste. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:1 S:553) Dilin Yaratılış Sebebi, Hz. Âdem İlk Sözü Muhakkak ki dil sadece ve sadece Allâhü Teâlâ hazretlerini zikretmek ve Allâhü Teâlâ hazretlerine dua etmek için yaratıldı. Yoksa: 1- Dünya kelâmı, 2- Gıybet, 3- Bühtan, 4- İftira. 5- Yalan ve 6- Benzeri şeyler için değil... -"Dil sadece ve sadece Zikir, şükür ve hamd için geldi. Gıybet, halkın dedikodusunu yapmak verilmedi. Ey hakkı tanıyan..." İnsanın ilk ve Son Sözü? Bizim babamız Âdem Aleyhisselâm'ın kendisine ilk telaffuz ettiği ve kendisiyle ilk kez konuştuğu sözü; esnediği zaman: “El-hamdu lillahi /Hamd Allah'ındır." demesidir. İnsanoğlunun son duası (sözü de) bu olacaktır. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:11 S:420) Putlara İlk Tapan Kaabil'dir Kaabil, kardeşi Habil’i öldürdüğü zaman, Âdem (a.s) onu kovdu. O da evlâdı ve kendisine tabi olanlarla beraber Yemen'e yerleşti. Kaabil, Putlara tapan ilk kişidir. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:642) Tavuğun Etinin Necis Olması Tavuk kesildiği ve tüyleri yontulup temizlendiği zaman; karnı yarılmadan önce kaynar suyun içine konulursa, o su necis olur ve tavuk da necis olur. O cihetle ki o tavuğu yemeğe asla yol yoktur. O tavuk hiçbir surette artık temizlenmez. Ancak kedi ona tahammül eder. Çünkü o artık kedinin malıdır. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:224) Şeyhi Olmayanın Şeyhi Şeytandır. Büyük evliya ve mürşidi kâmillerden Peygamberlerin vârisleri olanlar için bir nasip vardır. Veya tezkiye (kulu kötü ahlak ve sıfatlardan temizleyip ruhen arındırma) babında bir nasipleri vardır. Kul için elbette bir delil ve mürşid lazımdır. Kul mürşid-i kâmil ile maksuduna erip, gerçek hidayeti bulmaktadır. Ebû Yezid Bestâmî hazretleri buyurdular: "Şeyhi olmayan kimsenin şeyhi şeytandır." Hafız buyurdu: "Aşk yolunda delilsiz yola çıkılmaz. Zira yolda yüzlerce tehlike vardır. Mürşidsiz hedefe ulaşılmaz." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:2 S:77) Rabıta Ehlinin Nail Olduğu Mükâfat Ve düşmana karşı uyanık olup nöbet bekleyen rıbat ehli (rabıta ehli) salih kişinin ameli kıyamete kadar akıp gider. Bu kişinin bir günü diğer kimselerin bin gününe eşit olamaz. Onun rızkı ebediyyen kendisine verilir;(şehidler gibi) kesilmez. Düşmana karşı uyanık olup bir gün nöbet beklemek (rabıta'da olmak) dünya ve dünyanın içinde olan her şeyden daha hayırlıdır. Gereğince rabıta yapanlar(murabıtlar), kabir fitnesi (sualleri) ve azabından emindirler. Ve Allâhü Teâlâ hazretleri ona kıyamet gününde en güzel yerler ile ikramda bulunur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:11 S:168) Göz Açıp Kapayıncaya Kadar veya Daha Az bir Zamanda Beni Nefsimin Eline Bırakma -"Rabbim Göz açıp kırpıncaya kadar veya daha az bir zaman (diliminde de olsa bile) beni nefsimin elinde bırakma!" (H.Ş.) O nefis, muhakkak ki ubudiyet ve Salih ameller kademi ile (ayağıyla) Allâhü Teâlâ hazretlerine seyr (ü suluk) etmekle me'murdur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:314) Ayva Yiyen Hamile Kadının Çocuklarının Güzel Olacağı -"Peygamberlerden bazısı Allâhü Teâlâ hazretlerine, ümmetinin çocuklarının çirkin doğmalarından şikâyet ettiler. Allâhü Teâlâ hazretleri o peygambere vahyetti: -"Onlara (ümmetine) emret! Hamile kadınlarının (hamileliklerinin) üçüncü ve dördüncü aylarında ayva yedirsinler!" buyurdu. Çünkü onda cenin tasviri vardır. Ayva çocuğun güzel olmasına sebep olur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 668) El-Latif: Belâ sıkıntı ve türlü şerlerden kurtulmak, sevgi, bereket, rızk ve hayır kapılarının açılması için 129 kere okunur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 703) El-Habîr: Zihnin açılması, istediği şeyleri rüyada görmek ve bilmediklerinden haberdar olmak için 810 kere okunur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 705) El-Latif: Belâ sıkıntı ve türlü şerlerden kurtulmak, sevgi, bereket, rızk ve hayır kapılarının açılması için 129 kere okunur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 703) El-Habîr: Zihnin açılması, istediği şeyleri rüyada görmek ve bilmediklerinden haberdar olmak için 810 kere okunur. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 705) Kur’an-ı güzel okudum" demenin küfür olduğuna beyanı Zahiriddin el Mergınani(r.a) Hz.lerinden hikaye edilir. -"Kim, zamanımızdaki kurrâlara (Kur'ân-ı kerimi okuyanlara) okumaları esnasında; "sen Kur'ân-ı kerimi güzel okudun!" dese o kişi kâfir olur." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 617) Hz. Allah’ın yarattığı ilk şey Efendimiz Hazretleri buyurdular : -"Allâhü Teâlâ hazretlerinin ilk yarattığı şey, benim nûrum'dur." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:308) İlmi Ledünni’yi Sorarak Öğrenmenin Doğru Olmadığı ve Felsefecilerin Sapıtması Sebepleri Allâhü Teâlâ hazretleri, imân ehline "ledünnî ilimleri" ve Eşyanın hakikatini sorarak öğrenmeyi nehyetti. Çünkü ledünnî ilimler, "kal" (söz ile beyân edilebilen) ilimlerden değildir. Ledünnî ilimler, sadece hâl ilmidir. (Kal ile değil hâl ile öğrenilir...) Ve Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu: "Ey o bütün imân edenler! Öyle şeylerden sual etmeyin..." Eşyanın hakikatini. "(Eğer mahiyetini sorduğunuz o şeyler) size açılırsa," Sorduğunuz şeyler kal (söz) yoluyla size beyân edilirse. "Fenanıza gidecektir." Kal ile (sözlü) beyânla hakikate hidâyet bulamadığınız takdirde; hevâ-ü heves âfetleriyle akıllarınıza karışıklık meydana gelir. Vehim ve hayâl ile şüphelere düşersiniz. Şüphelerin vadilerinde helak olursunuz, felsefe taifesinin hâli bu olduğu gibi... Onlar eşyanın hakikatini kal (söz) ve makûl olan burhanlar ile öğrenmeyi istediler. Onların bilgisinin içinde olanlar, vehim ve hayal şaibelerinden mücerret olan nazarî akılların altındadır. Kendisine vehim ve hayal isabet etti. Ve darlık, sıkıntı ve akılların kendisinden idrak etmekten aciz olduğu bir hale düşerler. Ve böylece araştırma anında, kendilerini sırat-ı müstakim (doğru yoldan saptırıp) ayaklarını kaydırır, Kendilerini şüphelerin vadilerine düşürür. Tehlikelerin vadilerine ve uçurumlara düşürür. Böylece hem kendileri helak olur ve hem de ilâhî ilimler hakkında yazmış oldukları tasnifat (kitap ve yazılarıyla) büyük halk kitlelerini helâka götürürler. Onların bazıları da felsefelerine "usûlu'd-dîn" (akâid ve kelâm ilimlerini) karıştırdılar. Kendi şüphelerini dinin usûlü olan ilimlerin içine katmaya çalışıp kendi bozuk düşüncelerini kararlaştırmaya başladılar. Böylece hem kendileri orta yoldan (hak yoldan saptılar ve) dalâlete düştüler ve hem de halkı dalâlete düşürdüler. Onların mekâl (söz) ile hakikat ilimlerini öğrenmeleri ve öğretmeleri muhaldir, imkansızdır. Ledünnî ilimler ve eşyanın hakikati ise ancak hâl ile hasıl olur. Peygamberlerin, Allâhü Teâlâ hazretleriyle olan halleri gibi... Allâhü Teâlâ hazretleri, peygamberlere, eşyanın hakikatini göstererek öğretti, rivayet ile değil... (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:120-121) Alaca Bir Koç Süretinde Yaratılan Ölümün Hikâyesi Allahü Teâlâ hazretleri, ölümü bir koç suretinde yarattığında, ona: -"Bu heyetin (ve şeklin) üzerine meleklerin saflarının arasına git" (ve onların içine gir)" dedi. Ölümü (müşahhas olarak alaca koç şeklinde) gören meleklerden hepsi bayıldılar. Tam bin sene baygın olarak yerde kaldılar. Sonra melekler kendilerine geldiler ve Allâhü Teâlâ hazretlerine şöyle seslendiler: -"Ey Rabbimiz, Bu nedir?" diye sordular. Allâhü Teâlâ buyurdu: -"O ölümdür" Melekler: -"Ya Rabbi bu ölüm kimler içindir?" diye sordular. Allâhü Teâlâ buyurdu: -"Nefs (ruh) sahibi olan (herkes) içindir!" Melekler sordular: -"Ya Rabbi Dünyayı neden yarattın?" Allâhü Teâlâ buyurdu: -"Adem oğulları orada yerleşsin (ve orada iskan olmaları için)..." Melekler sordular: -"Ya Rabbi Kadınları niçin yarattın?" Allâhü Teâlâ buyurdu: -"Nesil olsun diye..." Melekler sordular: -"Bunun (ölümün) kendisine musallat olduğu kişi, kadınlarla ve dünya (malı ve ziyneti) ile meşgul olur mu?" Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu: -"Tûl-i emel (uzun yaşama düşüncesi) onlara ölümü unutturur. Hatta onlardan dünyayı alan (dünya malına sarılan) ve kadınların şehvetine sarılanlar olur..." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 474) Muhakkak ki insan, âhiret yolunda bir tüccardır. Onun sermayesi ömrüdür, Kârı, ömrünü taat ve ibadetlerde sarf etmesidir. Hüsran (ve zararı) ömründeki ma'siyetler ve kötülükleridir. Bu ticarette onun ortağı, nefsidir. Nefis, her ne kadar, hayır ve şerre elverişli ise de; lakin nefis, ma'siyetlere ve şehvetlere daha çok meyletmekte ve yönelmektedir. Akıllı insan, elbette nefsini, murakabe ve muhasebe etmelidir. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S: 477) Duada Elleri Tutma Şekli Dua'da faziletli ve sünnet olan dua ederken elleri bitiştirmektir. Musannif İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) hazretleri Rumeli ulemasındandır. Rumelili Hıristiyanlar ile Müslümanların bir arada yaşadığı bir yerdir. Bilindiği üzere Hıristiyanlar dua ederlerken, ellerinin içlerinin tamamen birbirine birleştirir ve çenelerinin altına koyarak dua ederler. O dönemin Müslüman âlimleri Musannif hazretleri gibi, Hıristiyanlara benzememek için dua'da elleri açmanın daha faziletli olacağını beyan etmişlerdir. Yoksa dua'da elleri birbirine bitiştirmek ve avuçlarını açmak sünnettir. Kutub-i sitte'de bu konuda birçok hadis-i şerif mevcuttur. Hazret-i Âişe (r.a.) annemizden rivayet olundu. -"Efendimiz (s.a.v.) hazretleri her gece yatağına geldiği zaman, iki elini birleştirir sonra onların içine nefes eder. Ve onlara; 1- Kulhuvellâhüehad, 2- Kul eûzü birabbil-felak, 3- Kul eûzü birabinnâs sûrelerini okur.. Sonra onlarla gücü yettiği kadar mübarek cesedini meshederdi, iki eliyle başından ve yüzlerinden başlar ve cesedinin ön tarafından başlayarak meshederdi. Ve bunu üç kere yapardı..." Tefsir kitapları: Tefsir kitaplarının çoğu, dua ederken elleri birleştirmek gerektiğine bu hadis-i şerif-i kaynak gösterirler: Tasavvuf ve Mevize kitapları: İhya-u Ulumiddin'de buyurdu: "Efendimiz (s.a.v.) hazretleri dua ettikler zaman, iki avucunu birleştirir ve elinin içlerini yüzüne taraf tutardı." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:612-613) Namaz Hz. Allah'ın Ziyafetidir Bil ki, namaz ziyafet mesabesindedir. Allâhü Teâlâ hazretleri, bu ziyafeti tevhid ehli için, her gün beş kez hazırlamıştır. Nasıl ki, ziyafette türlü türlü yiyecekler ve içecekler sunulur, her birinin rengi ve tadı farklı olursa, aynı şekilde namaz için de durum böyledir. Çünkü namaz içerisinde de muhtelif rükünler ve fiiller vardır. Her bir fiilin ayrı bir lezzeti ve günahları ortadan kaldırması ve affedilmesi vardır. (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:2 S: 688) Dört Büyük Meleğin Hz Âdem’in Toprağını Alma İşi Sa'dî (Süddi- r.h.) buyurdular: Allâh'ü Teâlâ hazretleri, Cebrail (a.s) 'ı yeryüzüne biraz toprak getirmesi için gönderdi. Cebrâil (a.s) yeryüzüne geldiğinde yeryüzü kendisine: - "Benden bir şey eksiltmenden dolayı senden Allah'a sığınırım" dedi. Cebrail (a.s) geri döndü. Topraktan hiçbir şey almadı. Celâleddin-i Rumî (k.s.) - "Cebrail (a.s) utanma ve hayâ madeni idi. (Toprağın) bu yeminleri onun yolunu kapattı... (Yeryüzünden utandığı için ondan toprak almadı)" (Cebrail (a.s): "Ya Rabbi Toprak sana sığındı!" dedi. Mikail (a.s) yeryüzüne gönderildi. Birinci defa (Cebrail (a.s) 'a sığındığı gibi yeryüzü) ona da sığındı. Mesnevî'de buyruldu: "Mikail (a.s), yeryüzüne indi. Ondan bir avuç almak için elini uzattı. Bunun üzerine toprak, titredi. Kaçtı. Ağladı, feryâd-ü figan etti. Gözünden yaşlar dökmeye başladı. Bunun üzerine Mikail (a.s), Rabbin huzuruna vardı. Kendisinden istenilen işten ve elinden bulunması gereken bir avuç topraktan boş olarak.." Mesnevî'de buyruldu: Bunun üzerine Allâh'ü Teâlâ Hazretleri, İsrafil (a.s) 'a emretti: - "Yürü git! Yeryüzünden bir avuç toprak al gel." İsrafil (a.s) yeryüzüne indi. Yeryüzü yine feryâd-ü figân ile ağlamaya başladı. İsrafil (a.s) hemen geriye döndü, eli boş olarak. Özrünü ve yeryüzünün durumunu Allâh'ü Teâlâ'ya arz etti. Allâh'ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğini (Azrail (a.s) 'ı) yeryüzüne gönderdi. Yeryüzü, ondan Allah'a sığındı. Azrail (a.s): -"Allâh'ü Teâlâ hazretlerine muhalefet etmekten ona sığınırım!" dedi. Azrail (a.s) yeryüzünün üzerinden toprak aldı. Toprağı, kırmızı, siyah ve beyaz olarak karıştırdı. Bundan dolayı, Âdemoğlunun renkleri ayrı ayrıdır. Sonra o toprağı, tatlı, tuzlu ve acı su ile yoğurdu. Bundan dolayı insanların ahlaktan değişiktir. Allâh'ü Teâlâ hazretleri, ölüm meleğine hitabetti: -"Cebrail ve Mikail yeryüzüne merhamet edip acıdılar. (Bunun içinde yeryüzünden toprak almadılar.) Sen yeryüzüne merhamet etmedin. Hiç şüphesiz bu topraktan yaratacağım ruhları seninle elinle kılacağım!" buyurdu. Allâh'ü Teâlâ buyurdu: -"Yüce ilminin izzeti için seni, mahlûkatın üzerine cellât (ruhlarını almaya) vazifeli kıldım (Yani mahlûkatın ruhunu almaya seni vekil kıldım)." (Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:7 S:242-243-244)

Bu haber 135 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

TATLI TEBESSÜM

Sezai Karakoç, Necip Fazıl'ı anlatıyor

Sezai Karakoç, Necip Fazıl'ı anlatıyor Sezai Karakoç: Necip Fazılın öyle bir özelliği var ki, bu, geldiği çağ gereği, yalnız ona mahsus olan bir özellik. ...

Ülkücülük en şerefli madalyam

Ülkücülük en şerefli madalyam Sevilen sanatçı Mustafa Yıldızdoğan, ülkücü kimliği ile gurur duyduğunu vurgulayarak "Ülkücülüğüm, ömrümde ve göğsü...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

MÜSLÜMANCA YAŞAM

ALPEREN

OSMANLI


OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


İSLAM HUZUR

NAMAZINI KIL


YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi