BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

TV Ekranlarında Normalleşme Süreci Başladı mı

TV Ekranlarında Normalleşme Süreci Başladı mı

Tarih 30 Nisan 2018, 11:48 Editör HÜSEYİN NECATİ

Ülkemizde bilinçli ve sistemli şekilde 'hacıdan hocadan, dinden imandan' soğutma faaliyetleri yıllarca yapılmıştır. Yıllardır ‘kurgulanan bu düzmece karakterler’, zamanla yerini ‘normal hayatın içindeki karakterlere’ bırakmaya başladı.

Ülkemizde bilinçli ve sistemli şekilde “hacıdan hocadan, dinden imandan” soğutma faaliyetleri yıllarca yapılmıştır. Bu sistemli hareketin başı kimdir, sonu kimdir o kısımlar alanıma girmemektedir. Ben sade bir vatandaş olarak gözlemimi belirteceğim. Şöyle ki bu sistemli faaliyet, sinema, tiyatro, edebî eserler, karikatür vb. gibi çeşitli sanat dallarında kendini aşikar olarak göstermiştir. Saçı sakalı birbirine karışmış, ağzından tükürükler saçarak höyküren, türbe yeşili giyinen bir “hoca” tipi; paraya düşkün, düzenbaz bir “hacı” tipi; cahil, vur kafasına al lokmasını bir “başörtülü tipi” ile, mutlaka zikrettiğimiz herhangi bir yayında karşılaşmışsınızdır.

Her ne kadar medyanın gücüyle beynimize bu tür görüntüler kaydedilmiş, belki de bilinçaltımız etkilenmiş olsa da, çoğu insan gerçeğin böyle olmadığının farkındaydı. Çünkü hemen herkesin çevresinde (en azından halkın içinde yaşayan normal insanları çevresinde) iyiliksever bir “hoca”, nur yüzlü bir “hacı”, idealist bir “başörtülü” tipi mevcuttu. Ama ekranlar bunun tam zıddını dayatıyordu.

Düzmece karakterler yerini normal karakterlere bırakıyor

Ben çocukken bilgi yarışmaları olurdu. Başvuru için ‘vesikalık fotoğraf’ istenirdi. O zaman öğrenmiştim ki başörtülü olanları fotoğraftan eliyorlarmış. Zaten o yarışmalarda hiçbir zaman başörtülü biri yer almamıştı. Sokak röportajlarında dahi başörtülülerle konuşulmazdı. Başörtülü biri ancak ‘temizlikçi’ rolüyle kendine ekranda yer bulabilirdi. Şimdiki gençlere belki abartılı gelir bu anlattıklarımız. Lakin bunlar kayıt altında olan, çok da eski zamanlara ait olmayan gerçeklerdir.

Yıllardır ‘kurgulanan bu düzmece karakterler’, zamanla yerini ‘normal hayatın içindeki karakterlere’ bırakmaya başladı. Tabi bu oldukça yavaş gerçekleşti. Tekrar belirtme ihtiyacı hissediyorum ki ben alan uzmanı değil, halktan bir birey olarak gözlemimi belirtiyorum. Alanda çalışanların da (medya, reklamcılık, sosyoloji, psikoloji vb.) bu konuya eğilmesi gerektiğini düşünüyorum.

‘Medyada normalleşme süreci’ olarak adlandırabileceğimiz bu gelişmeleri ‘diziler deryası’ olan ülkemizin bazı dizileri üzerinden örneklendirmek istiyorum. Öyle entrikalı, aldatmalı, cinayetli diziler takip etmediğim için onlar hakkında fikir beyan edemeyeceğim bu arada.

Ekmek Teknesi’nden Yeşil Deniz’e

Bu minval üzere hatırladığım ilk dizi Hasan Kaçan’ın Heredot Cevdet’iyle meşhur ‘Ekmek Teknesi’dir. Bu dizide evin babası, mahallenin akıl hocası Nusret Usta, 5 vakit namazını kılan biriydi. Ama bu ‘namaz kılma’ hadisesi alay etmeli, küçük düşürmeli türden değildi. Bayağı bildiğin huşu içinde ibadetini yapmaya çalışan biri idi. Diğer karakterler de onun namazına saygı gösterirdi. Hatta birkaç cami sahnesi vardı diye hatırlıyorum, cenaze namazı için dahi olsa… Heredot Cevdet ise dünya ve Türk tarihinden anlattığı hikayelerin yanı sıra hatırı sayılır şekilde İslam tarihinden hadiseseler, Peygamber kıssaları anlatıyordu. Tasavvufî göndermelerin de çokça olduğu bir diziydi bunlarla birlikte… Biz evde hem şaşırarak hem sevinerek takip ediyorduk. O zaman internetten dizi izlemek olmadığı için her hafta yayın saatinde “yeni” bölümü kaçırmamak için uğraşıyorduk.

TRT dizilerinden olan ‘Yeşil Deniz’ de bu konuda yine ilklerden benim için. Dört kafadarın macerasını anlatan dizinin, dört karakterinden biri müezzin Cemil. Daha ilk bölümde minarede ezan okurken çıkıyor karşımıza. Komedi dizisi olmasına rağmen, sadıçların Cemil’in bizzat kendisiyle sürekli dalga geçmesine rağmen, onun müezzinlik mesleğine her daim saygı duyuluyor. Bir müezzinin hayatının tüm içtenliğiyle ekrana yansıtılması ise ayrıca güzel ve normalleşme adına iyi bir adım. Sadece müezzin Cemil ile kalmıyor bu hassasiyet. Kasabanın hocası gençlere kol kanat germeye çalışıyor, Emin’in babası yine muhafazakar ve şahsiyetli bir karakter. Milli piyango ve zina şüphesi karşısında sergilenen tavır da ayrıca takdire şayan. Ekranlarda görmemizin imkansız olduğunu sandığımız senaryo.

TV’de başörtüsüz bir dünya mevcut

Bir başka dizi “Beş Kardeş”. Birbirinden apayrı karakter ve mesleklere sahip beş erkek kardeşin yaşamını konu alan dizide ‘Yeşil Deniz’de olduğu gibi ‘imam’ rolü mevcuttu. Belki zaman zaman esprinin dozu kaçıyor olarak algılanabilir ama beni çok rahatsız eden bir durum yoktu. Mesela diğer kardeşler ‘hoca’ olan kardeşle dalga geçiyorsa eğer, o da onlara cevabını veriyordu. Bu diziyi de ‘imamlar da insandır, uzaylı değildir’ mesajı vermesi açısından “normalleşme sürecinde” bir basamak olarak görüyorum. (Dizinin bu anlamda tenkit edilebilecek bazı yönleri vardı. Onu da belirtelim; dizideki din ve dindar karakterin yansıtılmasına tamamen kefil değiliz.)

Son örneğimiz ise yakın zamanlarda TRT bir müddet yayınlanan “Yalaza”. Yine Hasan Kaçan’ı gördüğümüz dizide Ekmek Teknesi’ndeki gibi bir kız babasıyla karşılaşıyoruz. Kızlardan biri hem üniversitede okuyor hem de başörtülü. Bu anlamda böyle bir karakteri barındıran ilk Türk dizisi olabilir. Başörtülü kızın evin içinde başının açık olması, hatta bir sahnede telefonla erkeklerle görüntülü konuşma yapılacağı zaman başını örtmesi yerinde hareketler. Bir de figüran olarak arkada yer alan kadınlardan da bazıları başörtülü. Biz belki şaşırarak, sevinerek izliyoruz bu sahneleri ama aslına bakarsanız anormal bir şey yok. Aslında ‘var olan’ şeyi ekrana yansıtmak var sadece. Zaten bu şekilde binlerce genç kız yaşıyor ülkemizde. Ama bunca yıldır kamusal alanın yanı sıra güçlerinin yettiği her türlü sivil alandan da başörtülüleri dışladıkları için, TV’de başörtüsüz bir dünya mevcut. Ve işin garibi bize, yani başörtüsü mücadelesi vermiş olanlara bile bu normal geliyor! Çünkü hep böyle gördük… O nedenle başörtülü karakter ile karşılaşınca şaşırıyoruz. Halbuki bu dizilerin toplumu yansıtması gerekmez mi? Neden ayrı bir dünya kurma ve dayatma çabası?

Ülkemizin artık TV ekranlarında da ufak ufak normalleşmeye başladığını görmek mutluluk ve ümit vericidir. Bizim yaşadığımız baskı ve insanlık dışı uygulamaları yaşamamış olan genç neslin, bizim gibi kalıplar ve bilinçaltı tekinlerin etkisinde kalmayarak daha da güzel işler yapacağına olan umudum tamdır.

 

Ş. Nihal Zeybek

http://www.dunyabizim.com

Bu haber 336 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

TATLI TEBESSÜM

Kurtlar kuşlar da oruç tutar ya

Kurtlar kuşlar da oruç tutar ya Şair ve yazarlarımıza Ramazan anılarını sorduk.

İNANDIĞI GİBİ YAŞAMAK

İNANDIĞI GİBİ YAŞAMAK Efendimizin müjdesi herkese açık: ´Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar (doğrular) ve...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi