BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Mecburiyetlerin Peşinde Ömrünü Çürütenlere Bir Doz Gökhan Özcan

Mecburiyetlerin Peşinde Ömrünü Çürütenlere Bir Doz Gökhan Özcan

Tarih 17 Nisan 2018, 13:52 Editör HÜSEYİN NECATİ

Siyaset, ticaret, makam, hırs… Bunların peşinde ömrünü çürütenlere bir doz Gökhan Özcan tavsiye ediyorum. Şu anda elimde olan 'Gözağrısı' kitabından başlayabilirler. Gözağrısı, bağırmıyor ama sarsıyor. Yol gösteriyor ama zorlamıyor. Hatta yolu açıyor. Kalıp vaazlar vermiyor. Saf olanı bulmaya çalışıyor; arıyor, çabalıyor, didiniyor ve saflığın merkezi çocukluğa yolunu düşürüyor doğal olarak. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

İnsan olmanın haysiyetine talibiz. Kirli bir dünyada yaşasak dahi kalplerimizi açık ve steril tutmanın, aklımızı sağ duyudan uzaklaştırmadan kullanmanın yüceliğine inanıyoruz. Üzerimize sıçrayan çamurdan kurtulamasak bile, üzerimizi temizleme davranışını kaybetmemeye çalışıyoruz. Gönlümüzü güzel tutmaya ve bunu dilimize yine güzel yansıtmaya çabalıyoruz. Biz, insan kalmaya çabalıyoruz. Beşer değil.

“Güzel söz, akıbetlerin kapısını açar. Güzel söz, güzel bir başlangıçtır. Güzel söz, sağlam bir kök, sağlam kök üzerinde sağlam bir gövde ve sağlam gövdenin bereketli dallarından meyveye dönüşen kâmil bir yapıdan hâsıl olur. Öyle ise güzel söz, güzel meyve veren bir ağaç gibidir” diyor Mustafa Yılmaz, Temmuz dergisinin son sayısındaki yazısında. Sanki Gökhan Özcan’ı anlatıyor. Gökhan Özcan’ın güzel söz söyleyip ve sözü güzel söyleyip insan kalabilmeye çalışmamızın önünü açmasını tarif ediyor sanki. Hız çağında yaşarken arada kaynayan güzellikleri görmemiz için çabalayan Gökhan Özcan’ı: “Her zaman değil belki ama, zaman zaman bir şeylerin gelip hayatın gidişatına bir dur demesi gerekiyor. Yoksa kilitlenip kalıyoruz içine düştüğümüz bu kör döngüye…

Biraz durmak, biraz dinlenmek, biraz dinlemek hayatın aslını, gerçeğini; biraz dönmek yüzümüzü insan olmaya doğru…

Hepimize iyi gelir aslında bu…”

Siyaset, ticaret, makam, hırs… Bunların peşinde ömrünü çürütenlere bir doz Gökhan Özcan tavsiye ediyorum. Şu anda elimde olan “Gözağrısı” kitabından başlayabilirler. Vadi Yayınları’ndan neşredilen eser, Özcan’ın, büyük kısmı 2000-2010 yılları arasında Gerçek Hayat dergisi ve Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan yazılarından müteşekkil. Aynı zamanda ‘Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Yılı En İyi Deneme Kitabı’ ödülüne sahip olan “Gözağrısı”, hepsi yaklaşık iki sayfadan oluşan yazılardan oluşuyor. 197 sayfayı ihtiva eden kitabın ikinci baskısını yapması sevindirici bir gelişme. Türkiye’de, kavgaya gürültüye girmeyen bir kitabın ikinci baskısını yapması çok görülen bir şey değil.

Şiir gibi yazılar

Şiir gibi bir kitap “Gözağrısı”. Alışıldık biçimde değil, bol paragraflı, paragrafların genelde iki üç cümleden oluştuğu ve alt alta sıralandığı bir kitap. Hayatın gözden kaçan inceliklerine, herkesin aslında umursuyormuş gibi yapıp dikkate bile almadığı yönlerine değiniyor bol bol. Bağırmıyor ama sarsıyor. Yol gösteriyor ama zorlamıyor. Hatta yolu açıyor. Kalıp vaazlar vermiyor. Saf olanı bulmaya çalışıyor; arıyor, çabalıyor, didiniyor ve saflığın merkezi çocukluğa yolunu düşürüyor doğal olarak. Denemelerinde bol bol çocuklukla ilgili değinileri, yazarın, saf olanı, kirlenmemiş olanı bulmaya çalışmasından. Fakat hayatın acımasız yönünü en çok çocukların yaşadığının farkında Özcan: “Güzel günlerdi ve geçti. Çocukluğun içimizdeki yankısı hiç kesilmese de dünya değişti. Dünya değişti ve her şey başkalaştı.

Belli ki büyürken farkında olmadan bir kıyıda unuttuk çocukluğumuzu ve çocuklarımızın çocukluğunu… Neye yaradığı bilinmez meşguliyetler ve hiç bitmeyen mecburiyetlerimizle yaşantımızın dışında bıraktık onları.

Başkalarınca tasarlanmış, tarifi yapılmış, içine kılavuzu konmuş paket eğlencelerin ellerine teslim ettik.

Büyüyorlar, büyüyecekler ardı ardına… Ve onlara masumiyetlerinin en saf, en berrak zamanlarında reva gördüğümüz bu oyunsuzluk, herkesi saran bir hayatsızlık olarak çıkacak bir gün karşımıza!”

Tek sesli bir koroda kendini kaybetmek

Her an ne yapacağımız dakika dakika yazılı artık. Aklımıza veya telefon ajandalarımıza. Şununla toplantı, bununla yemek, o iş, bu bilmem ne… Her günün bir adı var artık kendi isminden başka. Çalışmadığımız, bir işle meşgul olmadığımız zamanlar dahi planlarımız içine müdahil oluyor. O gün, ajandada yazan şeyi yapmadığımızda eksik hissediyoruz kendimizi. Hayatımızın her anının, ‘boş’ şeylerle dolu olduğunu görmememiz imkânsız. Bir şeylere mecbur tutulmaksızın, sadece kendimize ayıracağımız zamanlar özellikle kent hayatında çok gerilerde kaldı. Kentte kuralları kent koyar. Biz de başımızı eğer, vazifemizi yaparız. Hatta bundan bir mutluluk elde ederiz. Fakat Gökhan Özcan’ın bu konuda dediklerinden sonra acaba aynı mutluluğu koruyabilir miyiz? “Bugün size bir şey hatırlatıyor mu? Bana hatırlatmıyor! Böyle hiçbir şey hatırlatmayan, standart bir karşılığı olmayan günlere bayılıyorum.

Böyle günlerin içleri boştur; onları neyle istersek onunla doldurabiliriz. Ne yaparsak içimizden gelerek yaparız böyle günlerde, gerektiği için yapmayız.

Çünkü böyle günler bize hiçbir mecburiyet yüklemeyen sıradan ve şirin günlerdir. Bir şeyleri sıkılarak önemsemek ya da bir şeyler için sahte hüzünler geliştirmek zorunda kalmayız.

Sıradan günler popüler olmayan günlerdir; hiç kimse böyle günler için kendini hiçbir şeye zorlamaz. Hiç kimse tek sesli bir koronun içinde kendini kaybetme tehlikesi yaşamaz.”

Neyi kaybettiğini hatırla

“Gözağrısı”, baştan sona, insan kalabilme uğraşı verenlere neyi kaybettiğini anlatan, hatırlatan bir kitap. Hayatın karşıtlıklarının bol bol kullanıldığı denemelerde Özcan’ın cümleleri birer aforizma gibi. Tek tek cümleler dahi bütüne bakmadan anlam verilebilecek ve üzerine düşünülecek cinsten. Yalın bir anlatımın tercih edilmesi okumayı da kolaylaştırıyor.

Başucumuzda durup kendimizi hayata karşı yenik hissettiğimiz anlarda sığınabileceğimiz bir kitap aynı zamanda. Okuyacaklara tavsiyem başından sonuna roman okur gibi değil de, uzun zamana yayarak okumaları. Çünkü böyle okunduğunda özümsenmesi daha iyi olacaktır kanaatindeyim.

Bir güzel insan Gökhan Özcan. Onun kadar sözü güzel anlatmaya çalışan çok az yazar var Türk edebiyatında.

Sözü güzel kılanların kıymeti bilinmesi duasıyla bitsin bu yazı da.

Gökhan Özcan, Gözağrısı, Vadi Yayınları

 

Mehmet Akif Öztürk

http://www.dunyabizim.com

Bu haber 381 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

EDEBİYAT& KİTAP

Sır olmaya, sırrı bulmaya bir ömür vermek gerek

Sır olmaya, sırrı bulmaya bir ömür vermek gerek İlhan Akın'ın 'Dördüncü Cemre' adlı romanı 'Bizim Yunus'u anlatıyor. Yasemin Kapusuz yazdı.

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne Göre Tasavvufun On Esası

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne Göre Tasavvufun On Esası 'Tasavvufun On Esası' adıyla yayınlanan kısacık ve fakat kallavi eserinde Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri, tas...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi