BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Küstah manşetlere en güzel kapak

Küstah manşetlere en güzel kapak

Tarih 31 Temmuz 2017, 12:56 Editör HÜSEYİN NECATİ

Merve Kavakçı ve Ayşe Hilal Sayan Koytek'ın Büyükelçi olarak atanmasını hazmedemeyen bazı medya organları ve siyasi kesimlere en güzel cevap.

Kanal7 Ankara Temsilcisi ve Haber7 yazarı Mehmet Acet, bugünkü köşesinde geçen hafta açıklanan büyükelçiler kararnamesine tepkilerin altında yatan sebebi yazdı.

İşte Acet'in köşesi:

Bu çevrelerdeki hazımsızlığın iki temel nedeni var.

1-“Nasıl olur da, Dışişlerinin kendi geleneklerini bozarak dışarıdan büyükelçi ataması yaparsınız” tepkisi.

Ki bu, öteden beri devlet kurumlarını babalarının malı zanneden kesimlerin tutucu tavırlarından birine örnek teşkil ediyor. 

Buradaki mantığı anlamanız için zamanında CHP’de de siyaset yapmış, Dışişlerinin tepelerini tutmuş bir emekli büyükelçinin bir sözünü hatırlatmam yeterli olur diye düşünüyorum.

“AKP iktidarı bir devrilsin, Dışişlerini eski haline getirmemiz 24 saat alır”

2-Aynı kesimin tutucu/kapalı/bağnaz dünya görüşüne ters düşecek şekilde, büyükelçiler kararnamesinde iki başörtülü ismin büyükelçi olarak atanmış olması.

Zamanında üniversitelerde kıyafet serbestliği sağlanmasını dahi parti kapatma gerekçesi olarak gören bu bildiğiniz çevreler için gelinen noktada başörtülü büyükelçilerin görevler alması, bir kabustan kan ter içinde uyanmaktan farksız bir duygu halini yansıtıyor.

Bu bağlamda, zayıf halka olarak düşündükleri iki isim üzerinden tepinme seanslarına çoktan başlamış durumdalar.

Biri Merve Kavakçı.

Kavakçı ile ilgili yapılan bel altı vuruşların sonuncusunu Cumartesi günü bu köşede yazmıştım.

Bu defa diğer hedef isim; Ayşe Hilal Sayan Koytek’in Kuveyt’e büyükelçi olarak atanmasıyla ortaya çıkan gürültü üzerinde duracağız.

NEPOTİZM Mİ BAŞARI HİKAYESİ Mİ?

Yeni Kuveyt Büyükelçimiz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası.

Haliyle tepkiler ikisine birden, hatta aile oyu bütün Sayan ailesine yöneltiliyor.

Bu gürültünün birinci sebebi, yukarıdan beri anlattığımız çerçeveye oturuyor.

Başörtüsü hazımsızlığı.

Bu kesimin hastalığı tedavisi çok güç olduğu için ikna edici cümleler kullanmanın pek bir yararı yok.

Tıbbi tabirle, onları “kendi hallerine bırakarak” devam edelim.

Gösterilen tepkilerin ikinci kısmını ise, ‘Nepotizm’ yani aile/akraba kayırma başlığıyla değerlendirmeye tabi tutmak gerekiyor.

Hani deniyor ki, Aile bakanı nüfuzunu kullanarak kardeşlerini önemli mevkilere atattırıyor.

Peki gerçek öyle mi?

Hani gerçekler detaylarda gizlidir diye bir söz vardır ya, detayları okuyunca bakalım siz ne diyeceksiniz?

AYŞE SAYAN KARDEŞİ BAKAN OLUNCA GÖREVİ BIRAKTI

Kuveyt’e büyükelçi olarak atanan ‘abla’ Ayşe Sayan’dan başlayalım.

Bir defa, Ayşe Sayan’ın Nepotizm iddialarını başlı başına çürütecek bir kişisel hikayesi var.

Geçen sene Fatma Sayan Aile Bakanı olarak atanmadan önce kendisi aynı bakanlıkta Müsteşar Yardımcılığı görevini sürdürüyordu.

Peki kardeşi bakan olunca ne yapmış dersiniz?

Aynı gün, kısa bir açıklamayla görevinden istifa etmiş.

Yani, kardeşinin bakan olduğu bakanlıkta müsteşar yardımcılığı görevini sürdürmenin yasal olsa bile etik olmayacağı gerekçesiyle görevinden ayrılmış.

Dolayısıyla kendisinin Kuveyt büyükelçisi olarak atanmasına ‘kardeş torpili’ olarak bakma fikrini sadece bu örnek bile çürütüyor.

Ama meseleye salt buradan bakmak da yeterli olmayabilir.

BİR DE CV LERE BAKMAYI DENESENİZ

Sayan ailesinin fertlerine tek tek baktığımız zaman eğitim kariyerlerine dair müthiş bir başarı hikayesi karşımıza çıkıyor.

Fatma Sayan’ın kendi hikayesinden başlayalım.

Rica etsem, şu biyografiyi dikkatlice okur musunuz?

“Fatma Betül Sayan Kaya: İlkokulu Fatih İlkokulu'nda okuduktan sonra Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni (English High School) birincilikle bitirdi. Üniversite sınavlarında derece yaparak Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği'nde burslu olarak okudu, şeref derecesiyle mezun oldu.

Amerika'nın en iyi üniversitelerinden biri olan New York Üniversitesi'nde Biyomedikal Mühendisliği Fakültesi'nden doktora bursu kazandı, meme kanserinin termal görüntülenmesi üzerine çalışmalar yaptı. 2009 yılında Türkiye'ye döndü ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni kazanarak Tıp Eğitimine başladı.”

Hadi o bu parlak kariyeri nedeniyle bakan oldu diyelim.

Peki ailenin diğer fertleri daha az yeterlilik sahibi mi?

Mesela.

Sayan ailesiyle ilgili ‘Nepotizm’ tartışmalarına konu olan isimlerden biri de BTK Başkanı Ömer Fatih Sayan.

Şimdi kendisinin de bakan torpiliyle BTK Başkanı olduğu zehabına kapıldıysanız biraz da onun hikayesini anlatalım.

Birincisi, Ömer Fatih Sayan, kardeşi bakan olmadan çok önce BTK’da görev almış.

Yani burada da bir bakan tavassutundan söz etmek mümkün değil.

Peki ehliyet, liyakat, yeterlilik gibi kriterler ne güne? Diye mi soruyorsunuz.

O halde, BTK Başkanının kariyerine de hızlıca bir göz atalım.

-İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Elektronik Mühendisliği.

-Bahçeşehir Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü.

-Oxford Üniversitesi, St Antony’s School Diplomasi Eğitimi

Silikon Vadisi inisiyatifinde görev alarak girişimcilik konusunda çalışmalarda bulunan Fatih Sayan, Türkiye ve Almanya’da çeşitli üniversitelerde Bilişim Hukuku ve Bilişimde Yeni Trendler konularında dersler verdi. Araştırma konularıyla ilgili çeşitli konferanslar ve bilimsel dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunuyor.

İngilizce, Almanca, Fransızca biliyor.

Şimdi bir soru:

Nepotizm kaygısıyla aynı aileden bu başarı hikayelerine sahip bireylerin biri önemli bir görev aldığı zaman, kalan hepsinin evlerinde oturup televizyonlardaki evlilik programlarını izlemelerini mi salık vermeliyiz?

Kaldı ki, Nepotizm kavramı tam olarak; Nüfuz sahibi bir kişinin eşini, dostunu, akrabalarını hak etmediği halde, ehliyet, liyakat sahibi olmadığı halde gücünü kullanarak etkili pozisyonlara getirmesi anlamını içerir. 

Bir işi en iyi yapacağını düşündüğünüz bir kişinin, aile bağları nedeniyle o işten uzak tutulması, hem haksızlık hem de akılsızlığa kapı aralar.

Demem o ki, akraba kayırmacılığına hep birlikte karşı duralım ama burada başka bir şey var.

Nasıl bir şey mi?

Çocuklarının her birini her velinin gıpta edeceği bir şekilde yetiştiren bir anne/babanın başarı hikayesi. 

Haber yapılacaksa, televizyon programı yapılacaksa, o anne/babanın bu öyküsü millete anlatılmalı. 

Bu haber 459 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İÇ POLİTİKA

KÜDÜS İsrail’in Baskenti Olamaz!

KÜDÜS İsrail’in Baskenti Olamaz! Osmanlı Partisi Genel Başkanı İbrahim ÜNYE ABD başkanı Donald Trump'un sözlerini ağır eleştirdi .Yazılı basın ...

MHP Elazığ il teşkilatını kapattı

MHP Elazığ il teşkilatını kapattı MHP Genel Merkezi, Elazığ il ve merkez ilçe teşkilatlarını kapattığını duyurdu. Elazığ il teşkilatı 1 Kasım sonrası...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi