BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne Göre Tasavvufun On Esası

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne Göre Tasavvufun On Esası

Tarih 29 Eylül 2016, 14:55 Editör HÜSEYİN NECATİ

'Tasavvufun On Esası' adıyla yayınlanan kısacık ve fakat kallavi eserinde Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri, tasavvufun on esası olan tövbe, zühd, tevekkül, kanaat, uzlet, devamlı zikir, teveccüh, sabır, murakabe ve rızayı anlatıyor. Metin Erol yazdı.

Büyük İslâm âlimi Şeyh Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’nin kaleme aldığı ve Celvetî şeyhi, Rûhu’l Beyân yazarı İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri tarafından tercüme edilen “Şerhü’l-Usûli’l-‘Aşere” eseri, Bedir Yayınları tarafından “Tasavvufun On Esası” adıyla basılmış. Bu kısacık ve fakat kallavi eserinde Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri, tasavvufun on esası olan tövbe, zühd, tevekkül, kanaat, uzlet, devamlı zikir, teveccüh, sabır, murakabe ve rızayı anlatıyor.

Tövbe

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tövbe “kulun kendi iradesiyle Allah’a dönmesidir ki bu dönüş ‘Sen Rabb’inden, Rabb’in senden razı olduğu hâlde O’na dön’ emrinde olduğu gibi ölünün kendi iradesi olmadan Allah’a dönmesi” gibi olmalıdır. Şeriatte tövbe günahlar için edilir. Tasavvuf perspektifinde ise günah sadece “şer’i kâidelerle yasaklanan şeyler değildir. Günah: Kalbin ve nefsin meylettiği her şeydir. Nitekim yüce Kur’an’da ‘Rabbim, beni ve neslimi puta tapmaktan koru’ denir. Bu ayette geçen ‘esnam’ yani putlar kelimesini İmam Gazali, dünyalık ve para olarak tasvir eder.” Dolayısı tasavvuf perspektifinde günah, insanın eşyaya bağlanmasıdır.

Zühd

Zühd, Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun ikinci esasıdır. Zühd, dünyada mal, şehvet ve her türlü maddi istek ve arzularımızdan –az olsun çok olsun- tıpkı bir ölünün uzaklaştığı gibi uzaklaşmaktır.  Bu hususta Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri, “tasavvuf hayatına adım attığım yıllarda Şeyh-i Ekber Muhyiddin b. Arabi Hazretleri beni üç şeyden men etti” buyurmuştur. Bunlar: “Alaca kıyafet giymek. Asâya yani bastona dayanmak ve aşırı cinsel ilişkide bulunmaktır.” Bu üç hususu Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri şöyle açıklar: “Alaca kıyafet giymek, vahdeti arzulayan kişinin elbisesinin renginde de bir vahdet olmalıdır. Mâna ve suret birliği gereklidir. Asâya yani bastona dayanmak ise mâsivaâya dayanmak demektir oysa dayanılacak tek şey Allah’tır. Aşırı cinsel ilişkiden sakınmak gerektir. Hz. Üftade de Aziz Mahmud’u Hüdai’ye sülûkunun ilk yıllarında evine ancak haftada bir gitmesine izin veriyordu.” Dolayısı ile zühd başka bir deyişle “dünyayı zihnen terk etmek” demek anlamına gelir.

Tevekkül

Tevekkül, Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun üçüncü esasıdır. Tevekkül, “bir ölünün dünyadan kopması gibi kulun Allah’a güvenip bütün sebep ve tedbirlerden uzak kalması” demektir.

Kanaat

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun dördüncü esası kanaattir. Kanaat ise “insanın zaruri ihtiyaçlarının dışında tıpkı bir ölü gibi nefsani ve hayvani istek ve arzularından arınmasıdır.” Kelime manası olarak kanaat, insanın kısmetine düşenlere razı olmasıdır. Ehl-i tasavvufun yüklediği ıstılâhi anlam ise “bolluk veya darlık söz konusu olmaksızın her hal ü kârda kalbin temiz olmasıdır.”

Uzlet

Bir insanın tıpkı bir ölü gibi inziva ve ayrılık suretiyle insanlardan ayrı yaşaması anlamına gelen uzlet, Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun beşinci esasıdır. Tasavvufta ise uzlet “sâlik gaybu’l – guyûb’a yönelen kişilerin hâlleridir.” Bunun için uzlete giren kişi dünyanın mal ve mülkünden kendini arındırıp sadece Allah’ı düşünmelidir. Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri bu hususta “kişi yâr için ağyarın sohbetini bırakmalıdır” buyurur çünkü kişi dünya hâliyle hâlâ ağyar âlemindedir. Tasavvufta “müridin kendisini terbiye eden şeyhine yaptığı hizmet de uzlet hayatına dâhildir.” Uzletin aslı ise halvet yoluyla beş duyu organlarını bazı tasarruflardan uzak tutmaktır.

Devamlı zikir

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun altıncı esası devamlı zikirdir. Zikir her şeyi unutarak sadece Allah’ı zikretmektir. Kuran-ı Kerim’de “unuttuğun zaman Allah’ı zikret” denmiştir. Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri buradaki “unutmak” kelimesinin “Allah’tan başkasını unutmak” anlamına geldiğinin altını çizer. Hazrete göre devamlı zikirden maksat ehl-i zikrin dil ile yaptığı zikirdir. “Sesli zikrin çok faydası vardır. Zikr-i cehrinin gayesi Allah’ı nefse duyurmaktır çünkü nefis sağırdır ve bağırmaya muhtaçtır. Yoksa bunun amacı Allah’a duyurmak değildir. Sesli zikre müdahale eden, onu iyi görmeyen, aksine onu gereksiz görenler tasavvufun makamlarından ve sırlarından habersizdirler.” 

Teveccüh

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun yedinci esası tamamen Allah’a yöneliş olan teveccühtür. Tamamen Allah’a yönelmek, O’nun dışındakilere çağıran her şeyi tıpkı bir ölü gibi terk etmektir. Burada salik sadece Allah’ı ister. Onun dışında ne bir mahbub ne matlub ve ne de bir maksadı vardır.

Sabır

Nefsin isteklerinden tıpkı bir ölü gibi uzak durmak anlamına gelen sabır, Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun sekizinci esasıdır. Sabır mücâhede ile yapılmalıdır. Nitekim Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri “cennetin etrafı sıkıntı ve güçlüklerle, cehennemin etrafı ise istek ve hazlarla doludur” hadis-i şerifini hatırlatarak, kişinin sıkıntı ve güçlüklere sabretmesi ve böylece cenneti hak etmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Murâkebe

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun on esasından dokuzuncusu murakabedir. “Murâkabe müridin her türlü havl (değişim) ve kuvvetten bir ölü gibi kendini tecrid etmesidir.” Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri murakabenin bir mevhibe-i İlâhiye olduğunun altını çizer. Ona göre murakabe hâlinde olanların şu vasıfları taşıması gerekir: Mâsivâdan yüz çevirmek, O’nun aşkının deryasına dalmak, O’na kavuşma özlemi duymak, sadece O’na güvenmek, sadece O’ndan yardım dilemektir.

Rıza

Necmü’d-din Kübrâ Hazretleri’ne göre tasavvufun on esasından sonuncusu rızadır. “Rıza nefsin isteklerinden tıpkı bir ölü gibi kendini tecrid ederek hiçbir itiraz ve münakaşada bulunmadan Allah’ın ezeli tedbirlerine teslim olmaktır.”

Tasavvufun On Esası, Bedir Yayınevi.

 

Metin Erol

Bu haber 478 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

EDEBİYAT& KİTAP

Mecburiyetlerin Peşinde Ömrünü Çürütenlere Bir Doz Gökhan Özcan

Mecburiyetlerin Peşinde Ömrünü Çürütenlere Bir Doz Gökhan Özcan Siyaset, ticaret, makam, hırs… Bunların peşinde ömrünü çürütenlere bir doz Gökhan Özcan tavsiye ediyorum. Şu anda e...

Sır olmaya, sırrı bulmaya bir ömür vermek gerek

Sır olmaya, sırrı bulmaya bir ömür vermek gerek İlhan Akın'ın 'Dördüncü Cemre' adlı romanı 'Bizim Yunus'u anlatıyor. Yasemin Kapusuz yazdı.

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi