BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Endülüs:Düşlerin Son Sığınağı

Endülüs:Düşlerin Son Sığınağı

Tarih 21 Mart 2017, 11:37 Editör HÜSEYİN NECATİ

Gırnata ve Kurtuba sokaklarında şiirsel bir gezinti
Mesut Doğan, 'Endülüs: Düşlerin Son Sığınağı' adlı kitabında, Endülüs’e dair gezi notlarını edebi bir dille okuyucuya aktarıyor. İsmail Kaplan yazdı.

Turist olmak ile seyyah olmak arasında ciddi bir fark var. Turist fotoğraflarlar biriktirir, seyyah ise hatıralar. Seyyah, gezdiği yerin tarihine ve kültürüne de bir gezintiye çıkmış olur aynı zamanda. Turist için bir şehri gezmek, bir müzeyi gezmekten farksızdır. O şehrin dokusuna değmeden, kokusunu içine doya doya çekmeden gezisini tamamlar.

Mesut Doğan’ın “Düşlerin Son Sığınağı: Endülüs” kitabını okuduğumda, kendisinin baştan sona bir seyyah olduğunu fark ettim. Gerek kitap boyunca sürdürdüğü anlatım dilinin şiirselliği, gerek anlattığı mekânlarla bir duygusal bağ kurmuş olması, bende bu izlenimi oluşturdu. Kitabı okurken sanki ben de yazarla birlikte Endülüs’ün efsunlu atmosferine bir seyahat gerçekleştirdim.

Kitap, ana teması El Hamra Sarayı ile Kurtuba Camii olmak üzere, İspanya’da İslâm’ın izlerinin bulunduğu üç şehirden bahsediyor. Yazarın ziyaret ettiği bu şehirler Gırnata, Kurtuba ve Sevilla. Zaten yazar daha kitabın başında, bu kitabın öncelikle El Hamra Sarayı’nı anlatmak olduğunu söylüyor.

El Hamra’ya bakış

El Hamra Sarayı, Endülüs’te kurulan son ve en uzun ömürlü devlet olan Beni Ahmer Devleti’nin ilk sultanı I. Muhammed tarafından inşasına başlanan, sadece bir saray değil; sayıları altıya kadar çıkan sarayları, bir camisi, kışlaları, dükkânları bulunan, duvarlarla çevrili bir şehri andıran büyük bir yapı.

El Hamra Sarayı’nın, her tarafını çevreleyen su yolları ve birbirinden güzel, yazarın tabiriyle cennet bahçelerini andıran bahçelerinin yanında belki de en bilinen özelliği, her bir duvarını süsleyen “Lâ Ğalibe İllallah” yazıları. Bunun haricinde araştırmacılar, El Hamra Sarayı duvarlarında on bin kadar ayet ve özlü söze rastlıyorlar. Her bir ayrıntısı hikmet izleriyle dolu olan bu saray, İslâm mimarisinin zirve noktalarından birisi sayılabilir.

Kitapta El Hamra’nın mimari ve sanatsal özelliklerine uzun uzun değiniliyor. Bana kalırsa bu bölümdeki en vurucu kısım, Nurettin Topçu’dan yapılan bir alıntıda saklı: “Her hareket mutlaka sonsuzlukla bir bağlantı kurmalıdır, aksi halde hiçbir anlamı ve değeri olmaz.” Bu alıntı aklıma, mimarideki ve yazın alanındaki karşılığını Turgut Cansever’de bulan “Tevhid” ve “Bütünlük” kavramlarını getiriyor. Bu kavramı mimar Cevat Ülger “Ritim” kelimesiyle tanımlarken, yine uzun ve doyurucu bir tanımlamayı İsmail Raci Faruki getiriyor:

“Bir duvardaki, halıdaki, minyatürdeki, ahşap ya da taş bir paneldeki grafik temsilinde Arabesk, doğal limitlerin ötesinde sonsuza dek var olmaya devam ediyor gibi görünür. Aynısı bir müzik ya da şiir için de geçerlidir; unsurlar ve kalıplar farklıdır ancak söyleyen veya okuyan sustuğunda bile devam eden tasarımlar aynıdır, tecrübe edilen şeyin sonsuza dek devam etmesi ihtiyacını doğurur.”

Yukarıdaki tüm alıntılar ve tanımlar, birebir karşılığını El Hamra Sarayı’nda buluyor.

İlim merkezi Kurtuba

Kurtuba şehri, Endülüs Müslümanlarına üç asır boyunca başkentlik yapan büyük bir şehir. Bunun da ötesinde, Endülüs medeniyetinin en önemli isimleri hep bu şehirden çıkmış: İbn Rüşd, İbn Tufeyl, İbn Hazm, Kurtubî, İbn Messere vs… Aynı zamanda bu şehir, onuncu yüzyılda Avrupa’nın en kalabalık şehirlerinden biriyken, kütüphanesinde bulunan el yazması kitaplar Avrupa’da bulunan tüm kitaplardan daha fazla. Bu yönüyle tüm Avrupa’dan Kurtuba’ya talebeler geliyor yüzyıllar boyunca.

Mesut Doğan'ın Kurtuba’daki izlenimleri genel olarak Kurtuba Camii ile ilgili. Caminin mimari yapısını uzun uzun anlatan yazar, Kurtuba Camii’nin başına gelen felaketlerden, ibadete kapatılmasından, hemen yanına büyükçe ve caminin görüntüsünü bozan bir katedral inşa edilmesinden bahsederken hem kendisi üzülüyor, hem de okurunu hüzünlendiriyor.

Endülüs’e Ağıt

Kitap boyunca, İslâm medeniyetinin zirve noktalarından birisi olan Endülüs’ün 1492’de Müslümanların elinden çıkışının hüznünü yaşıyorsunuz. Yazarın da Gırnata’dan ayrılırken hissettiği o ân'ı, son Gırnata sultanı Ebu Abdullah Muhammed’in bir tepeden dönüp şehre baktığında yaşadığı hüznü içinizde hissediyorsunuz. Bu hüznün zirveye ulaştığı yer ise, Ebu’l Bekâ er-Rindî’nin 1486-1487 yıllarında yazdığı “Endülüs’e Ağıt” şiiri oluyor. Sezai Karakoç’un çevirdiği ve İslâm’ın Şiir Anıtlarından kitabında yer alan bu şiir, aslında çökmekte olan bir devlet ve yok olmakta olan bir medeniyetin son anlarında bile nasıl eserler ortaya koyduğunu gösteriyor bizlere. Dile kolay, 800 yıllık bir medeniyetin ardından gelen bir ağıt…

Kitap, konusu gereği sık sık geçmişe ve tarihe atıfta bulunuyor. 20 yılda gerçekleşen fetihlerle Paris sınırına kadar dayanan Müslümanların 700 sene boyunca nasıl bir medeniyet inşa ettiğini, zaman içerisinde devletlerin nasıl yozlaşarak bu topraklardaki İslâm varlığına zarar verdiğini, son olarak da 1492’den sonra İspanya’da kalan Müslümanların Osmanlı sultanı II. Bayezid’den nasıl yardım istediğini çeşitli bölümlerde dile getiriyor kitap.

Yazar, kitapta başka birçok kitaba da atıfta bulunuyor. Bu kitapların başında, yazarın da okuyup çok fazla etkilendiği, Washington Irwing’in Elhamra: Endülüs’ün Yaşayan Efsanesi kitabı geliyor. Bunun haricinde kitapta İhsan Süreyya Sırma’nın Ah Endülüs, Mehmet Sılay’ın Endülüs Çağırıyor, Mehmet Özdemir’in Endülüs Müslümanları, Ziya Paşa’nın Endülüs Tarihi, Robert Irwin’in Elhamra kitapları gibi Endülüs ile ilgili birçok önemli kitaba değiniliyor.

Endülüs’le ilgili akademik veya kitabî bilgi almaktan ziyade, Gırnata ve Kurtuba sokaklarında bir seyahate çıkmak isteyenler için Mesut Doğan’ın kitabı biçilmiş kaftan.

 

Endülüs'e dair fotogalerisi için tıklayınız: http://www.dunyabizim.com/?aType=fotohaber&FotoID=10047

 

İsmail Kaplan yazdı

Bu haber 1318 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

MAGAZİN

Prof. Bulut: Halil İnalcık bilge bir alimdi

Prof. Bulut: Halil İnalcık bilge bir alimdi İnalcık'ın bütün bir Osmanlı sisteminin sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik vb. birçok yönünü yıllarca arşiv be...

Karınca gerçekten ezilir mi

Karınca gerçekten ezilir mi Günlük hayatta sürekli algılarda, evladım karıncaya basma, karıncayı ezme deriz. Peki gerçekten karıncalar ezilir m...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi