BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

HALLÂC-I MANSÛR (K.S.)

HALLÂC-I MANSÛR (K.S.)

Tarih 15 Temmuz 2015, 13:03 Editör HÜSEYİN NECATİ

yi ahlâk, halkın cefâsına ehemmiyet vermeyip Hâlik'la olmaktır

HALLÂC-I MANSÛR (K.S.)

 

 Buyurdu:

- İyi ahlâk,  halkın cefâsına ehemmiyet vermeyip Hâlik'la olmaktır.

 

- İhlâs  öyle bir süzgeçtir ki, ameli onunla süzerler.

 

- Şirk ve riya bulanıklarından söyleyen kimse, gönülleri öldürür.

 

- Nefsini bir işle meşgul eyle! Değilse o seni boş bir işle meşgul eder.

 

* Aşk şarabıyla mest olmuştu. Darağacına erişince önce merdiveni öptü, sonra ayağını bastı.

"- Merdiveni niçin öpersin?" dediler.

"- Erenlerin miracı asılmaktır", dedi.

 

* Hallac'ın asılmasına üzülen erenlerden birine, asılma sebebini beyan buyuran bir ses şöyle diyordu:

 

"- Biz Hallac'a sırrımızdan bir sır gösterdik. Onu açıkladı. Her kim, sultanlar sırrını ifşa ederse, ceza görür..."

 

* Şiblî (K.S.), Hallâc'ın türbesinde münâcât edip,

 

- Bu mü'min ve ârifdi. Niçin bu belâya uğradı? dedi. Hâtiften ses:

 

- Yâ Şiblî! Şunun için eyledik ki, bizim sırrımızı gayra söyledi. Sır saklamayanın cezası budur.

 

* Hallâc asılırken İblis karşısına geldi:

 

- Sen "Enel Hak" dedin, sana rahmet eylediler. Ben "Enel Hayr" dedim, bana lânet eylediler. Sebebi nedir? dedi.

 

- Sen benlik ettin. Ben de benliği kendimden uzak kıldım, dedi.

 

HABÎB-İ ACEMÎ (K.S.)

 

* Mürşidi olan Hasan-ı Basrî Dicle kenarında beklerken, Habib yanına geldi. Ona:

- Ne beklersin? dedi.

O:

- Nehri geçmek isterim, vasıta yok".

Habib:

- Üstad! Hasedi gönlünden sil, dünyada iğreti ol, belâları ganimet bil, bütün işleri Hak'dan bil, suya bas, geç", dedi ve ırmağa basıp geçti.

Hasan-ı Basrî ağladı. Sebebini sordular:

- Habîb benim müridimdir. Suya basıp geçti, beni mahcup eyledi. Sırat köprüsünden cümle halk geçerken, ben kalırsam halim ne olur?, diye ağlıyorum dedi.

Habîb'e sordu:

- Bu mertebeye vesile nedir?

- Üstad dedi. Ben gönül ağartırım (feyiz ve nur alırım), sen kağıt karartırsın (kitap yazarsın).

 

* Ahmed bin Hambel ve Şâfiî otururken, Habîb geldi. Ahmed bin Hambel, "Buna bir sual sorayım" dedi. Şafiî: "Bu zümreye sual sorulmaz" dedi.

Ahmed sordu:

- Bir kişi, beş vakit namazdan birini unuttu. Hangi vakit olduğunu bilmez. Ne yapsın?" dedi. Habîb:

 

- Bir kişinin gönlü, Allah’tan gafil olursa, onu terbiye etmek icap eder. O insan yirmi dört saat sarhoştur.

Bir günlük namazın tamamını kaza etmeli, deyince, Hz. İmâm hayret etti. Şâfiî de: "Ben sana demedim mi, bu zümreye sual sorulmaz" dedi.

 

* "Allah'ın rızası nerede bulunur?" suâline, "Münafıklık tozu olmayan kalplerdedir", Buyurdu.

 

* Kur'an okurken, ağladığını gören biri:

 

- Sen Acemsin, Kur'an'ın mânâsını bilmezsin. Neden ağlıyorsun? dedi.

Habîb:

- Dilim Acemî, kalbim Arabîdir, Buyurdu...

 

UTBETÜL GULÂM (K.S.)

 

* Evvel halinde, kadınlara mübtelâ idi. Güzel gözlü birine tutuldu. Ona birini gönderdi. Kadın örtülü ve halislerdendi.

- Utbe benden ne diler? dedi.

-Gözü gözüne takılmış, ona te'sir eylemiş...

Kadın bir gözünü çıkarıp, bir tabağa koydu, getirdi.

- Utbe sevdi ise alsın..., dedi.

 

Bu hadise Utbe'ye tesir etti. Hasan-ı Basrî katına gidip, arpa ekmeğine kanaat ederek, Hakk'ın kulluğundan ayrılmadı.

 

  * Rüyasında bir huri gördü. Huri: "Sana âşıkım, gayrıya alâka ve muhabbet etme!" dedi.

Utbe de:

- Ben dünyayı üç talakla boşadım. İnsan üç talakla boşadığını geri almaz, dedi.

 

  * Muhammed Semmâk, Zinnûn-i Mısrî ve bâzı velîlerle sohbet ederken, Utbe geldi. Yeni bir gömlek giymişti.

Muhammed Semmâk:

- Yeni gömlek giyip ne hoş salınırsın, dedi.

Utbe düşüp can verdi.(130 – 131)

 

RÂBİAT-ÜL ADEVİYYE (K.S.)

 

* İbrahim bin Ethem (K.S.), Râbia-ı Adeviyye'nin bâzı hallerine hayretle sebebini sordu.

Râbia:

- Yâ İbrahim! Sen namaz eyledin, bense niyaz eyledim, dedi.

 

* Râbia (K.S.)'nun evine hırsız girdi. Eşyayı yüklenip çıkmak istedi. Kapıyı bulamadı. Eşyayı bıraktı, kapı göründü. Sırtlandı, kapı kayboldu. Bu hal tekrar ederken, bir ses duyuldu:

- "Ey Kişi, dost uykuda ise, sultan uyanıktır" diyordu.

Hırsız tevbe etti.

 

* Hasan-ı Basrî, bir gün su üstüne seccâde serip oturdu. Râbia (K.S.), seccâdesini havaya atıp, üstüne oturdu. Ve:

- Ey Hasan! Senin ettiğini balıklar, benim yaptığımı sinekler de yapar. İkisi de iş değil... Bunlar bid'attır. Makbul olan işle meşgul olalım, dedi.

 

* Râbia (K.S.), başına tülbent bağlı birini gördü. Sebebini sordu.

- Başım ağrır, dedi.

- Kaç yaşındasın?

- Otuz...

- Otuz yıldır sıhhatli iken, başına şükür tülbenti bağladın mı ki bir gün hasta olunca, şikâyet tülbenti bağladın... dedi.

 

* Rabia (K.S.), Süfyân-ı Sevrîye:

- Dünyayı sevmesen iyi kişiydin, dedi.

- O dünyanın neyini sevdim?

- Hadis rivayet eder, onunla büyüklenirsin.

Süfyân-ı Sevri:

- Bunlar dünyayı sevmek midir? diye ağladı. Sonra:

- Yâ Rabbî, bu miskin kulundan razı ol" diye dua etti.

 

* Huzurunda dünyayı zemmeden birine hitaben:

- Sen dünyayı çok seviyorsun, sevmesen bu kadar anmazdın. Kumaşı seven kişi alıcı olur. Eğer dünyadan uzaksan, iyisine kötüsüne bakma. Hadis-i Şerifde "Kişi sevdiğini çok anar" buyuruldu, dedi.

 

Sözleri:

- Mevlâsından gelene katlanmayan kimse doğru yolda değildir.

 

- Gözyaşını sakla, halk görmesin, riyadan emin ol!

 

FUDAYL BİN İYAZ (K.S.)

 

Buyurdu:

- Tevrat'ta yazılıdır: Tevbesi kabul olan kişi toprağa el vursa altın olur.

 

* Padişah Harun Reşid ziyaretine gelip eve girmeye izin istedi.

- İzin yok! İstersen hükümle (fermanla) girersin, dedi ve Halife'yi tesirli sözlerle ağlattı.

Veziri Halife'ye:

"Hemen gidelim", dedi.

Fudayl:

- Yâ Hâmân![18] Sen ve senin gibiler Halife'yi helâk ederler, dedi.

Halife hasekisine:

- Beni Firavun, seni Hâmân yaptı hemen gidelim, dedi.

 

Buyurdu:

- Kim ululuk isterse,  kendini hor tutsun...

 

* Öğüt isteyen birine:

"- Ayak ol, baş olma... Bu öğüt yeter", dedi.

 

* Bir gece, Süfyân-ı Sevrî ile sabaha kadar sohbet ettiler.

 Süfyân:

- Ne mübârek gece idi, dedi.

Şeyhin cevabı:

- Ne yaramaz gece idi! Sen düşünürsün, nasıl söyleyeyim de bunlar beğensin, diye... Ben düşünürüm ne söyleyeyim, diye... İkimizi de bu endişeler, Hakk'dan ayrı bıraktı...

 

* Biri yanına geldi. Niye geldin dedi: Adam, "Sohbetini dinlemek için..." dedi. O yeminle Buyurdu ki:

- Bana yalnızlık daha âlâdır. Zira beraberken, sen benim dileğimce, ben senin arzunca olmak isteriz de Allah'ın rızasını dilemek kalmaz...

 

 Buyurdu:

- Hak'dan korkan, halktan ayrılıp Hâlik'a dönmeli.

 

* Hak Teâlâ sevdiği kulu,  âhiret endişesine düşürür; sevmediğini de dünya endişesine...

 

- Her şeyin zekâtı var, aklın zekâtı da âhiret endişesidir.

 

- Gönlünde Allah korkusu olanın, dilinde yaramaz söz bulunmaz. O korku, şehvet ateşini söndürür; dünya sevgisini içinden çıkarır. Kim Allah’tan korkarsa, her şey ondan korkar. Kim Allah’tan korkmazsa, hiç kimse ondan korkmaz. Kişinin Allah’tan korkması, Allah'ı bildiği kadardır...

 

- Dünyaya dalmak kolay, ondan ayrılmak güçtür.

 

- Dünya tımarhaneye, halk da içindeki delilere benzer. Deliyi zincire çekmedikçe aklı başına gelmez.

 

- Hak Teâlâ dağlara ferman Buyurdu: "Bir Peygamberimle sizin biriniz üzerinde konuşacağım". Tûr-u Sînâ cümlesinden ziyade  tevâzû  etti. Hak Teâlâ da onun üzerinde Musa (A.S.)'la mükâleme Buyurdu.

 

- Şu zamanda üç şey az bulunur: İlmiyle amel eden âlim, ihlâsla yapılan amel, dilden değil, gönülden seven mü'min...

 

- Tevekkül:  Allah’tan başkasına ümit bağlamamak ve kimseden korkmamaktır.

 

- İki şey ahmaklık alâmetidir: Acâip şey görmeden gülmek, sormadan haber vermek...

 

ŞEYH HASAN (K.S.)

 

Buyurdu:

- İnsanda dört şey var: Göz, dil, gönül ve şehvet... Gözü harama bakmaktan, dili yalan söylemek ve gıybet etmekten, Müslümanlara ezâ etmekten, gönlü kibirden ve kötü düşünceden, şehveti de haramdan korumak lazımdır...

 

- Akıllının düşüncesi ahiret, ümidi rahmet, işi ibâdettir.

 

- Recâ (Ümit) üç türlüdür:

1- İyilik edip, Hak Teâlâ'nın kabulünü ümit etmek.

2- Cennet ehlinden olduğunu ümit etmek.

3- Cenab-ı Hakk'ın, cemâlini görmekten mahrum etmeyeceğini ümit etmek...

 

ÂSIMÜL ANTÂKÎ (K.S.)

 

Buyurdu:

- İbadet üç kısımdır: Allah’tan gayrıdan kesilmek, O'nu bir ve kendini yok bilmek...

 

- Mârifetin alâmeti  çok ibadet etmek, yalnızlığı sevmek, yalnızlıktan zevk almak, musibete sabretmek, kimseden korkmaz ve kimseye ümit bağlamaz bir hâle ulaşmaktır.

 

- Havf'in alâmeti:  kaçmak,  recânın alâmeti  istemektir. Ümit sahibi, Allah'ın rahmetinden ümit kesmez ve olur mu olmaz mı diye düşünmez.

 

- Halktan korkup, Hak'dan korkmayan kimse tez helâk olur.

 

- Sadıklarla oturun. Onlar gönülleri şekten pir ü pâk ve Hakk'a lâyık ederler de sizin haberiniz olmaz.

 

- Kim gönlünü salâha ulaştırmak isterse, dilini tutsun.

 

- Günahın büyüğü câhillikle ibâdet etmektir.

 

- Günâhtan kararmış kalpler beş şeyle ağarır: 

1- Salih kimselerle sohbet.

2- Kur'an okumak.

3- Midesini boş tutmak.

4- Namaz kılmak.

5- Seher vaktinde yalvarmak...

 

HÂZİM-İ MEDENÎ (K.S.)

 

Buyurdu:

- Necat bulmak istersen, helalden kazan ve helal yere harca. Dünyadan sakın ki, Firavun, Nemrut ve Şeddad'ın artığıdır. Onların artığı da necistir (pistir). Şu dünyada hiç sevecek, sevinecek şey yoktur. O, kervansaraya benzer, kervan akşam konar sabah geçip gider.

 

- Akıllı insan, eline dünyalık gelirse sevinmez, elinden çıkarsa üzülmez. İki şeyden gam çekmez:

Bir şey ki, ona gelecektir, gelir; istemeye hacet yok. Bir şey ki, gelecek değildir, gelmesi için yüzbin gayret etse, gelmez.

 

* "Malın var mı?" denildi.

- Var. Hakkın rızası ve halktan çekinmek..., dedi.

 

* Bir kasap kendisine semiz et satmak istedi. "Param yok", dedi. "Şimdi al, sonra ver..."

 

Hz. Şeyh:

- Benim nefsime sabretmem, senin bana sabretmenden daha iyidir, Buyurdu.

 

Hikâye:

Yaşlı anası olan biri, hacca gitmek için Ebu Hâzım'dan izin istemeye geldi. Ebu Hâzım uykudan uyanmıştı.

- "Şimdi Resûlullah'ı rüyada gördüm. Selâm etti. "Hacca gitmekten, anaya hizmet daha evlâdır, Varsın, vâlidesinin rızasını kazansın, Allah'ın rızası ondadır dedi." Adam da ömür boyu anasına hizmette bulundu.

 

Bu haber 611 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İNCE SÖZLER

Hafızlık Eğitiminde “Osmanlı Usulü”

Hafızlık Eğitiminde “Osmanlı Usulü” Tarih boyunca Kur’ân-ı Kerîm ezberlenirken farklı coğrafyalarda farklı sistemler tatbik edildi. Afrika’da olduğu gi...

GAFLET RİSALESİ

GAFLET RİSALESİ Maddi ve manevi bütün hayatımızı örümcek ağı gibi saran, en diri gönüllere bile kezzap gibi bulaşan ve aslında en t...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi