BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

İSHAK NEHRİ CÛRÎ (K.S.)

Tarih 15 Temmuz 2015, 13:01 Editör HÜSEYİN NECATİ

Dünya, dipsiz bir deniz, sahili âhirettir. Er olan, bu denizi takvâ[14] gemisi ile geçer.

İSHAK NEHRİ CÛRÎ (K.S.)

 

Buyurdu:

- Dünya, dipsiz bir deniz, sahili âhirettir. Er olan, bu denizi takvâ[14] gemisi ile geçer.

 

- Tokluğu taam ile olan daima aç, zenginliği mal ile olan daima yoksuldur.

 

- Allah dostları üç yerde sevinirler: Halktan uzak, Hakk'a yakın ve tâatta kavî olduklarında...

 

- Tevekkül ehli, İbrahim Halilullah gibi olur... Ateşe  atılırken, Hz. Cibrîl ona: "Hacetin var mı" dediğinde "Senden hacetim yok" diye cevap vermişti.

 

ŞEYH  SEMNÛN-U ÂŞIK (K.S.)

 

* Muhabbeti, niçin belâya koştular, diye soruldu.

 

- Herkes muhabbet davası etmesin, belâyı görüp çekinsin diye, dedi.

 

MÜRTAİŞ (K.S.)

Buyurdu:

 

- Nefsin arzularına karşı koymak, havada uçmaktan üstündür.

 

- Kulu Allah'a sevdiren şey, O'nun düşman bildiklerine hasım olmaktır. Onlar da,  dünya ,  nefis  ve  şeytandır .

 

ŞEYH FADL (K.S.)

 

Buyurdu:

 

- Şekâvet[15] alâmeti  odur ki, ilim okur amel etmez, amel eder ihlâs olmaz, salihler sohbetinde bulunmaz, başkalarıyla buluşur.

 

- Dünyaya hoş hatırla bakan dervişten hayır umma! Zira o, tarikat mürtetlerindendir.

 

- Müslümanlık dört şeyle insandan uzaklaşır:

1- Bilir, amel etmez.

2- Yapar mahiyetini bilmez.

3- Bilmez, sorup öğrenmez.

4- İnsanları öğrenmekten men eder.

 

- Hakka muhabbet  îsardır.[16] Bunun dört mânâsı var: 1- Daim zikirde olup, zikirle şâd olmak.

2- Hak Teâlâ ile (ibâdete devamla) ünsiyet etmek.

3- Dünya işlerinden tamamen kesilmek.

4- Hakk'a mânî olanlardan uzaklaşmaktır.

 

EBÜL HASAN POŞNEKÎ (K.S.)

 

Abdest alırken, hâdimini çağırıp, gömleğini acele falan kimseye vermesini emretti. Hâdimi: “Aceleye sebep ne?” dedi.

 

- Şeytan fikrimi bozar korkusudur... Nitekim Peygamberimiz (S.A.V.)  "Hayır işi ileri tutunuz"  buyuruyor, dedi.

 

  Buyurdu:

- İhlâs,  şeytan bilmesin ve kimse görmesin niyetinde olmaktır.

 

  - Kendini hakir tutan kimseyi, Hak Teâlâ aziz eder. Kendini aziz göreni de hakir...

 

HÂKIM-İ TİRMİZÎ (K.S.)

 

* İki arkadaşıyla ilim tahsili için sözleşmişti.

Anası kendisine izin vermedi. İtaat etti. Kabristana gidip ağlardı. Hızır A.S. "Ağlama, kaygılanma! İki arkadaşından daha âlim olursun" deyip, ona hikmetler talim etti...

 

* Ailesinden ezâ gördükçe, kendisi istiğfar eder, onlara darılmaz:

- İlâhî, ben tevbe eyledim. Onları sen ıslah eyle, derdi.

 

Buyurdu:

- Kimde "Benlik iddiası" varsa, o kişi, bir dirhem borcu kalıp da azad olamayan ve bir dirhemin kulu olan köleye benzer.

 

- Kur'an'ı okuyup, emrini tutan kişinin, iki kaşı arasında peygamberlik nuru pırıldar, belirir.

 

 - Rüya,  nübüvvetin kırkaltı cüz'ünden biridir. Zira, Peygamberimiz S.A.V. nübüvvet müddeti olan 23 senenin, altı ayında ilâhî emirleri rüya ile almıştır. Altı ay 23 senenin kırk altı da biridir.

 

- Hak'dan korkan, korktuğundan emin olur.

 

- Sıfatların en kötüsü kibirdir.

 

- Bir şeytanın bir saatte mahvettiğini, yüz aslan bir koyun sürüsüne yapamaz.

 

- Hakîkî cömert; misafir ve misâfir olmayan nazarında bir olan, herkese ihsanda bulunandır.

 

ABDULLAH BİN MENÂZİL (K.S.)

 

 Buyurdu:

- Peygamber S.A.V.'in sünnetini terkeden, farzları da terkeder. Sünneti terkeden bid'atcıdır. Bid'atcı da cehennem itidir.

 

- Vakitlerin âlâsı, nefse üstün geldiğin, kötüsü de nefse yenildiğin zamandır.

 

- Şu kimseye taaccüb olunur: Hayâdan söz eder de, kendisi Allah’tan utanmaz.

 

- Fakr;  dünya ve âhiretten kesilip, Hak Teâlâ'yı istemektir.

 

- Kul kendisine hizmetkâr isterse ipi, elden verir de kulluk hududundan çıkar.

 

ŞEYH ALİ BİN SEHL (K.S.)

 

Buyurdu:

 

- Tâat üzere olmak, hidâyet alâmeti; yaramaz işlerden uzak durmak da saâdet alâmetidir.

 

- Edep, aramakla elde edildiği gibi, Cennet de öyledir.

 

- Pencereden giren ışık güneşe ne kadar uzaksa, ibadetsiz kişi de Allah'a o kadar uzaktır.

 

- Bir kişi elini güneş zerreleri içinde tuttuğu halde, zerrelerden elinde bir şey kalmadığı gibi, günahtan kararmış gönüllere de söz ancak o kadar te'sir eder.

 

HAYR-I NESSÂC (K.S.) (çulha)

 

* Vefatı sırasında akşama yakın Azrail A.S. göründü.

- Yâ Azrail! Ya Allah'ın emrini yerine getir, ya beni bırak, O'nun emrini yerine getireyim. Nitekim Hak Teâlâ sana "Hayr'ın ruhunu kabzet" Buyurdu. Bana da "Namaz vakti gelince, namaz kıl" emri vardır, dedi.

 

Azrail A.S. ona mühlet verdi. Abdest alıp namaz kıldı, sonra rûhunu teslim eyledi.

 

EBÛ HAMZA (K.S.)

 

* Hz. Cüneyd, İblis'i, erenlerin boynuna basarken gördü.

- Yâ mel'un, erenlere küstahlık etmeye utanmaz mısın, başlarına çıkarsın, dedi.

İblis:

- Onlar erenler değil! Zira gönüllerinde dünya sevgisi var. Hakîkî er görmek istersen, filân kaya dibinde biri var, git gör.

Cüneyd gitti. Ebu Hamza'yı orada ibadetle meşgul gördü. Namazdan çıkınca, Hamza:

- Yâ Cüneyd! O mel'un yalan söyler. Ve O, hakîkî erenleri göremez. Yanından dahî geçemez, dedi.

 

AHMET MESRÛK (K.S.)

Buyurdu:

- Her kim, Allah’tan gayrisiyle sevinse, sevinci çok çabuk kedere döner.

 

- Günâh olan işlere bakmak, gönülden Hakk'ın mârifetini siler, gaflete sebep olur.

 

- Kişi marifet ağacını fikir suyu ile, gaflet ağacını uyanıklık suyu ile, tevbe ağacını da pişmanlık suyu ile sulamakla kurtulur, yemiş verir ve Cennete gider.

 

- Zâhit, tam teslimiyetle hacetini Allah’tan isteyendir.

 

AHMED MAĞRİBÎ (K.S.)

 

Buyurdu:

 

- Dervişlerin zilleti, dünyalık düşüncesiyle zenginlere hürmet etmektir.

 

- Dünyayı terk eden dervişlerin duası berekâtiyle, halkın üzerinden belâlar kalkar.

Ve dünya bunların vücudu berekâtiyle durur.

 

ALİ CÜRCÂNÎ (K.S.)

 

Buyurdu:

- Üç şey Tevhid'in elbisesidir: Korku, ümit, muhabbet...

Korkunun çokluğu kulu Hakk'a hazırlar ve O'na lâyık kılar. Ümidin çokluğu, maksada; muhabbetin çokluğu Hakk'a ulaştırır.

 

- Farzları terketmeyen, sünneti edâ eden ve bid'attan uzak olan, hâlis mü’mindir.

 

- Bedbaht, geçmiş günahlarını halk içinde anarak ortaya koyandır.

 

  - Veli:  fânî canı, Hakk'ın müşahedesiyle bâkî kılandır. O kişinin kendi nefsi ile dirliği olmaz, Hak'dan başkası ile karar bulmaz.

 

- Rıza[17],  kulluk sarayı;  sabırlı olmak, onun kapısıdır.

 

EBÛ BEKİR KİTÂNÎ (K.S.)

 

Anlatıyor:

Rüyada güzel bir yiğit gördüm.

- Kimsin? dedim.

- Takva dedikleri benim, dedi.

- Senin durağın neresi? dedim.

- Kederli gönüller... dedi.

 

Siyah suratlı çirkin bir kadın gördüm.

- Kimsin? dedim.

- Gülmek dedi.

- Makamın neresi? dedim.

- Gafletli, sevinçli gönüllerde bulunurum, dedi.

Uyandım ve bir daha gülmemeye karar verdim...

 

Buyurdu:

- Zahid, hiç bir şeyi olmadığı halde, gönlü şen olandır.

 

ABDULLAH HAFÎF (K.S.)

Buyurdu:

- Kâbe yolunda, yanımda ip ve kova bulunduğu halde, çölde giderken, bir geyiğin kuyudan su içtiğini gördüm. Ben de içmek istedim; fakat su dibine indi. Hayretle: "Ey Abdullah! Bu geyiğin mertebesi senden yüce imiş" dedim. Gâibten bir ses:

- Geyiğin yüce mertebesi, bize itimadındandır.

Senin gibi ipe ve kovaya değil!.."

İpi ve kovayı bıraktım. Yola devam ederken:

- Yâ Abdullah! Biz seni sınadık. Geri dön, su iç, denildi. Döndüm, su kuyunun üstüne gelmiş... İçtim, abdest aldım, namaz kıldım. Sonra Medine'ye kadar suya ihtiyacım olmadı. Haccedip Bağdat'a döndüm. Cüneyd karşıladı. Ve:

- Ey Abdullah! İpi, kovayı kuyu başına bırakıp gittiğin zaman, "Biz seni sınadık, dön su iç" diye nida edildiğinde eğer dönmeseydin, o su akar ayağına gelirdi, dedi.

 

Bir Rüyası:

- Peygamber S.A.V.'i rüyada gördüm. "Yâ Abdullah! Bir kimse doğru yolu bulup da o yola gitmezse, Hak Teâlâ ona hiç kimseye yapmadığı azabı lâyık görür", Buyurdu.

 

Güzel Sözlerinden:

- Nefsini öldürmeden kara don giyen dervişe, o don, it çulu olur.

 

MUHAMMED CERÎRÎ (K.S.)

 

Anlattı:

- Bir derviş misafir gelip, biraz asîde veya çorba istedi. "Toplantımız var, dönünce isteğini veririm" dedim. Unuttum,; uyku geldi. Rüyada arkasında yüzyirmidörtbin enbiya olduğu halde Fahr-i Âlem S.A.V. zuhûr etti. Karşılayıp elini öpmek istedim. Vermedi. "Yâ Rasûlallah, şüphesiz suçum çok! Lâkin buna sebep hangisidir?" dedim.

 

- Daim huzurda bulunan bir dostumuz senden asîde istedi de arzusunu yerine getirmedin, Buyurdu. Uyandım. Koşarak dervişe dergâh kapısında yetiştim.

 

- Kardeşim! Az müsaade et, arzunu yerine getireyim, dedim, hiç iltifat etmedi ve:

 

- Ahir Zaman Nebisi ile, yüzyirmidörtbin enbiya şefaatçı olduktan sonra mı arzumu vereceksin? Bana bu bir inayettir. Ya böyle olmayanlar ne yapsın, deyip kayboldu.

 

Buyurdu ki:

- Her kim kulağını nefsin sözünü dinlemeye tutarsa şehvet zindanı içinde hasta olur.

Bu haber 470 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İNCE SÖZLER

Hafızlık Eğitiminde “Osmanlı Usulü”

Hafızlık Eğitiminde “Osmanlı Usulü” Tarih boyunca Kur’ân-ı Kerîm ezberlenirken farklı coğrafyalarda farklı sistemler tatbik edildi. Afrika’da olduğu gi...

GAFLET RİSALESİ

GAFLET RİSALESİ Maddi ve manevi bütün hayatımızı örümcek ağı gibi saran, en diri gönüllere bile kezzap gibi bulaşan ve aslında en t...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi