BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

CÜNEYD-İ BAĞDÂDI (K.S.)

CÜNEYD-İ BAĞDÂDI (K.S.)

Tarih 15 Temmuz 2015, 12:58 Editör HÜSEYİN NECATİ

Şükür , Cenab-ı Hakk'ın ihsanı olan nimetlerle O'na isyan etmemek, o nimetlerle günâh işlememektir.

CÜNEYD-İ BAĞDÂDI (K.S.)

 

Sırr-ı Sakatî Hz.'nin müridi ve yeğenidir.

 

Buyurdu:

 

- Şükür , Cenab-ı Hakk'ın ihsanı olan nimetlerle O'na isyan etmemek, o nimetlerle günâh işlememektir.

- Tamamlık isteyen, günahlardan uzak olsun.

 

- Her kim Allah'ın Kelâmı'nı sağ elinde, Hazret-i

Peygamber (S.A.V.)'in hadisini sol elinde tutar ve bu iki ışıkla yürürse, şüphe ve bid'at karanlığına düşmez de kurtulur.

 

- Murakka[7] giymekle iş hasıl olsaydı, demirden kaftan giyerdim. Lâkin Allah Teâlâ yanında itibar hırkaya, değil, belki gönül şevkine ve gönül derdinedir.

 

Hikâye: 

Müslüman kisvesinde bir Hıristiyan genci Hazretin vaazını dinledi, sonra:

- Yâ Şeyh! Bir hadis-i şerifte "Mü'minin firâsetinden sakın! O, Allah'ın nuru ile bakar" buyuruluyor.

Bunun mânâsı nedir? dedi.

 

Hazreti Şeyh râbıta yapıp, başını kaldırdı:

- Bunun manası odur ki, zünnarı kesip müslüman olmalısın Buyurdu. Ve o genç, müslüman oldu.

 

* Şiblî, bir gün

- "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm", dedi.

Cüneyd:

- Bu sözü gönül darlığından derler.  Kim, Hakk'ın kazasına râzı oldu, o, gönül darlığından kurtuldu... , Buyurdu.

 

* Bir gün Cuma mescidinde biri dileniyordu. Cüneyd gönlünden

 

- "Bu yiğit niçin kazanıp yemez de kendini hor eder" diye geçti. Sonra uyudu. Rüyada önüne örtülü bir tabak içinde pişmiş et getirdiler ve:

- "Mescid önünde dilenen dervişin eti... Bunu ye!" dediler.

- Murdardır, yemem dedi:

- Dün mescid içinde nasıl yedin de şimdi yemezsin, dediler.

 

Cüneyd:

- Bildim ki, gıybet etmişim, dedi.

 

Buyurdu:

- Eğer benimle Mevlâ arasında ateşten deniz olsa, Rabbime olan aşkımdan dolayı onu geçmek için kendimi ateşe atardım...

 

- Bu yolda, başlıca üç tuzak var: Mekir[8], kahır[9] ve lütûf tuzakları... Bunların nihayeti yoktur.

 

- Kul ile Allahü Teâlâ arasında dört deniz var.  Onlar geçilmeden Allahü Teala'ya ulaşılmaz:

1-  Dünya ... Onun gemisi zühddür.[10]

2-  Halk ... Onun gemisi uzlet,[11]

3- İblis ... Onun gemisi şeytanı düşman bilip sakınmak,

 

4-  Nefis... Onun gemisi dileğini vermemek, (nefsânî istekleri terk etmek)tir. Zira nefis kötülük emreder, Er olan onu öldürendir.

 

- Akıllı, yalnızlığı sever.

- Görüşünde ibret olmayanın[12], görmemesi (kör olması) görmesinden hayırlıdır.

 

Allah'ın zikri ile meşgul olmayanın, susması söylemesinden hayırlıdır.

 

Hak söz dinlemeyi arzu etmeyenin, duymaması işitmesinden iyidir...

 

Allah'a kullukla meşgul olmayanın ölümü, dirilikten iyidir...

 

- Derviş  olan toprak gibi mütevâzî olur, üstüne süprüntü atsalar da sabreder safâ bulur.

 

- Sâdık  kişi bin yıl Hakk'a yüz tutsa da, bir an O'ndan yüz çevirse, o bir anda kaybettiği şey, bin yıllık hasılatından fazla olur.

 

 

- Rıza, belâyı ganimet bilmektir...

- Tasavvuf;  gönlü pâk etmek, Hakk'a uyup halktan ayrılmak; beşeriyet sıfatından nefsin isteklerinden ırak olup çokluktan kurtulmak; cümle ümmete nasihat etmek ve Peygamber (S.A.V.)'in şeriatına tam uymaktır.

  - Hak Teâlâ'nın  nimetlerini düşünmekle mânevî bilgiler doğar, kudret ve azametini tefekkürle bu bilgiler artar, azabını düşünmekle de korku ziyâde olur.

 

- Murakabe,  dâima uyanık olup, gafil olmamaktır.

 

- İhlâs,  Hak'la olan işlerden halkı çıkarmaktır.

 

AMR İBN-İ OSMAN (K.S.)

 

 Buyurdu:

- "Hak Teâlâ Hazretleri ruhları cesetlerden yedibin yıl evvel yarattı. Bu âleme getirmek için âdemoğullarının  ruhlarına günde üçyüz altmış kerre tecellî nuru serpti."

 

EBÛ SAİD HARRÂZ (K.S.)

 

Buyurdu:

 

- Kul Allah'ın emrine yapışıp, Hak'dan gayrıyı unutmalı, "Nerden gelirsin ve ne dilersin?" diye sorulursa, "Allah"tan gayrı cevabı olmamalı. Ne söylerse Allah'ın sözü olmalı ve kendini aradan çıkarmalı...

 

-  Sıdk,  ahdini yerine getirmektir.

 

- Tasavvuf'un  mânâsı, "Sâf" olup, "Süzülmek ve kederlerden pâk ve halis olmak" ve "Allah'tan gayrı, gönül evinde bir şey bırakmamaktır. Böylesine «Sofî» denir.

 

ŞEYH EBÜL HÜSEYİN NURI (K.S.)

 

- Müslümanlık, Müslümanlığın kilidi olan Peygamber (S.A.V.)'in sünnetlerine tam uymaktır.

 

OSMAN HAYRÎ (K.S.)

 

 Buyurdu:

 

- Kendisine dört şey müsâvî görülmedikçe, kişi kemal derecesine eremez:

1- Almak,

2- Men' olunmak,

3- İzzet,

4- Zillet...

 

- Karşısında insanların el bağlayıp durmasından hoşnut olan kimse de, Firavun ve Nemrut ahlâkı vardır.

 

- Üç şey muhteremdir:

1.  Amel eden âlim,

2. Tamahı olmayan mürid,

3. İhlâs sâhibi sofî...

 

-  Tevâzuun aslı üçtür:  Acizliğini, muhtaçlığını, günahlarını bilmek...

 

- Yakîn[13],  yarın endişesini terketmektir.

 

- Hakîkî muhabbet,  Mevlâ'dan gayriyi gönülden çıkarmaktır.

 

- Saâdet'in alâmeti,  Allah'tan korkmak ve O'na itaat etmek;  Şekâvet'in alâmeti,  Allah'tan korkmayıp günah işlemektir.

 

- Allah’tan ırak olmanın sebebi üçtür:

1- Dünyaya tamâ etmek,

2- Hizmetinden dolayı övünmek,

3- Nefsine uymak...

 

- İhlâs,  içinde nefsin nasîbi olmayan şeydir.

- Halis niyyet, namazda ve sadakada, halkın görmesinden sakınmaktır.

 

ABDULLAH BİN CELÂ (K.S.)

 

Buyurdu:

 

- Babamla anam, beni Hak yolunda hizmet için vermişlerdi.

Bir zaman sonra çok yağmurlu bir günde geri gelip, gece anamın kapısını çaldım. "Kimsin?" dedi. "Oğlun Abdullah!" dedim. "Benim oğlum var mı? Onu ben Hak yoluna bağışladım, geri almam" deyip, bana kapıyı açmadı.

 

* Kendisine:

- Fakirlik nedir? diye sual edildi. Dışarı çıkıp bir müddet  sonra geldi ve cevap verdi.

- Niçin daha önce söylemedin? denildi.

- Belimde dört denk gümüş vardı. Bunlar fakre dair söz etmeme mânî oldu, dilimi bağladı. Onları bir dervişe verdim de fakirlikten söz edebildim, dedi.

 

 

EBÛ MUHAMMED RÜYEM (K.S.)

 

Buyurdu:

- Tevhid,  varlık eserini terk etmek, yalnızlığı seçmektir.

 

- Tasavvuf,  Hakk'a itâatli olmak, ne tarafa çekilirse îtiraz etmeden o tarafa gitmektir.

 

- İhlâs,  ibadetlerinden, iki cihanda karşılık beklememektir.

 

İBN-İ ATÂ (K.S.)

 

* Bir yolculukta harâmîler oğullarının gözlerini bağlayıp boyunlarını kılıçla vururken, Hazret, mübârek yüzünü semâya tutarak:

 

- Şükür senden gelen kazaya, derdi. Dokuzunu böyle kestiler, hayatta kalan oğlunu da bağladılar. Oğlu ona:

 

- Sen atamızsın. Bizi karşında bir bir kestiler, bir kelam etmedin." dedi. İbni Atâ Hz.leri:

- Ey Oğul! Bu işi işleyen, hüküm ve ferman veren Allahü Teâlâ'ya söz söylemek yaramaz. Zîra O, halimizi görür ve işitir. Sizi saklamaya da gücü yeter. Ben arada aciz bir kulum. Onun işine ne söz söyleyeyim, dedi.

Harâmî başı bu sözü işitti ve oğlunu bıraktı:

- Ey Pîr! Eğer bu sözü önce söyleseydin hiç bir oğlun ölmezdi, dedi.

İbn-i Atâ Hz.leri:

- O hüküm öyle yazılmış, dedi. (Büyüklerin imtihanı da büyüktür.)

 

Buyurdu:

- Her kim, sünnetlere uyarak kendini süslerse gönlü nurlanır.

 

- Fiiller, sözler ve güzel huylar içinde, uysallık gibi yüksek ahlâk yoktur.

 

- Gafletin büyüğü, Allah’tan ve O'nun hükmünden gafil olmaktır.

 

- Gönül, Hakk'ın nazargâhıdır. Hakk'ın nazargâhı pak olmalı. Hak nazargâhında mü'minlerin gıdası zikir ve tâattır. Münafıkların gıdası da yemek, içmek...

 

- Kimin gönlünde âhiret endişesi yoksa, şeytan onu ölünceye kadar dünya endişesiyle meşgul eder.

 

- İnsan yüce mertebeye, ancak iyi huyla ulaşır.

 

DÂVUD-U RAKKÂ (K.S.)

 

Buyurdu:

- Bu dünya Şeddat, Nemrud ve Firavun'un artığıdır. Onların artığı da pistir. Dünyada iki şey elde edersen iyidir: Biri dervişler sohbeti, diğeri büyüklerin itibârı...

 

YUSUF-U ESBÂT (K.S.)

 

Buyurdu:

 

- Tevazuun  aslı, evinden çıkınca kimi görsen, onu kendinden âlâ bilmektir. tevazuun haddi, hak söyleyeni kabul etmek, mum gibi yumuşak olmak, deve gibi yedilmek, söveni övdü bilmek, her işte Allah'a dönmek ve hayırdan-şerden gelene râzı olmaktır.

 

- Arif , iyiliği Hak'dan, noksanlığı nefsinden bilip, gönlünü Hakk'a bağlayan ve O'nunla huzur bulandır.

 

 

Bu haber 590 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İNCE SÖZLER

Hafızlık Eğitiminde “Osmanlı Usulü”

Hafızlık Eğitiminde “Osmanlı Usulü” Tarih boyunca Kur’ân-ı Kerîm ezberlenirken farklı coğrafyalarda farklı sistemler tatbik edildi. Afrika’da olduğu gi...

GAFLET RİSALESİ

GAFLET RİSALESİ Maddi ve manevi bütün hayatımızı örümcek ağı gibi saran, en diri gönüllere bile kezzap gibi bulaşan ve aslında en t...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi