BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Gözünü Efendimiz'in dizinin dibinde açmıştı

Gözünü Efendimiz'in dizinin dibinde açmıştı

Tarih 15 Ağustos 2012, 05:03 Editör HÜSEYİN NECATİ

Abdullah b. Abbas (r.a.) gözlerini dünyaya açtığında kendisini Peygamber Efendimizin (s.a.s.) atmosferinde buldu. Bu çok büyük bir şerefti.

Ali Demirel'in yazısı

O, Efendimiz’in, “Allah’ım! Onu dinde derin ve anlayışlı kıl. Ayrıca ona Kur’an’ı ve yorumunu öğret.” duasını almış ilim ve irfan sahibi bir sahabiydi.

Efendimiz’in duasını almıştı

Hicrettin gerçekleşmesine henüz beş sene vardı. O yıl, Peygamber Efendimiz’in amcası Hz. Abbas’ın oğlu Hz. Abdullah, dünyaya teşrif etmişlerdi. Onun doğduğu zaman Müslümanlar, Mekke’de boykota maruzdular. İmanla küfrün hatları kesin çizgilerle ayrılmıştı. İki taraf arasında kıyasıya bir mücadele vardı.

Bir tarafta Hakka gönül verip Sevgili Peygamberimiz’in yanında olanlar, diğer tarafta bütün bir dünya.

Sarsılmaz bir imana sahip olan bu kutlular, ayrılmıyorlardı, dönmüyorlardı. Onlar, “Resulullah’a bir defa döndük bir daha dönmek, döneklik olur” diyorlardı. Bunca sıkıntı ve meşakkat içerisinde bir-iki ufak gelişme Saadet Asrı’nın ilk yıldızlarını sevindirmeye fazlasıyla yetiyordu.

İlk halkaya katılan kutsilerden birisi olan Ümmü Fadl Bint’ul Haris, Hz. Peygamberin (s.a.s.) amcası, Hz. Abbas’ın (r.a.) hanımıydı. O şöyle anlatıyor: “Resulullah’ın (s.a.s.) yanından geçiyordum. Bana, “Ey Ümmü Fadl!” diye seslendi.

“Buyur Ey Allah’ın Resulü.” dedim.

“Sen erkek çocuğa hamilesin.” diye buyurdu.

Ben: “Nasıl olur, Kureyşliler hanımlarına çocuk doğurtmamak üzere aralarında anlaştılar.” dedim.

“O çocuğu doğurduğun zaman bana getir.” buyurdu. Vakit saat geldi, çocuğu doğurunca, Resulullah’a (s.a.s.) götürdüm. Çocuğumu kucağına aldı ve ona Abdullah ismini verdi.

Sonra da: “Şimdi bunu al götür, senin bu çocuğun çok akıllı, zeki biri olacak.” buyurdu. Ben çocuğumu alıp Abbas’ın (r.a.) yanına götürdüm ve olanları kendisine anlattım. O buna çok sevindi. Yaratıcıya şükürle beraber, hemen Resulullah’ın (s.a.s.) yanına koştu.

ONA KUR’AN’I ÖĞRET!

Abdullah b. Abbas (r.a.) gözlerini dünyaya açtığında kendisini Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) atmosferinde buldu. Bu çok büyük bir şerefti. Annesi Ümmü Fadl Asr-ı Saadet’in ilk yıldızlarındandı. Çileyi omuzlayan kahramanlardandı. Abdullah b. Abbas (r.a.) teyzesi Hz. Meymune (r. anha) vasıtasıyla bu kutlu ve mutlu haneye çok rahatlıkla girip, çıkardı. O birçok defa, Resulullah’ı (s.a.s.) yakından görebilmek için odasına gider ve onun yanında kalırdı. Kendisi bu kalışlarından birini şöyle anlatır:

“Bir gece teyzem Meymune’nin yanında kalmıştım. O gece Allah Resulü de (s.a.s.) orada kalacaklardı. Gecenin bir vaktinden sonra Resulullah namaza durdu. Onu görünce, ben de hemen kalktım ve sol tarafında namaza durdum. Allah Resulü elini uzattı, saçımdan tuttu ve beni sağına getirmek için çekti fakat ben öne geçmedim. Bu hal üç defa tekrar etti ama ben arkada kalmayı tercih ettim.”

BEN KİM OLUYORUM Kİ!

Edep ve hayâ insanı büyüklerin yanında nasıl hareket edileceğini çok iyi biliyordu. Niçin arkada kalmada ısrar ettiğimi sorunca, Abdullah b. Abbas (r.a.) şu cevabı verir: “Ey Allah’ın Resulü! Ben kim oluyorum ki siz namazda Yüce Allah’ın huzurunda iken, sizinle aynı safta durmuş olayım. Bunu kendime yakıştıramadım.

Edebim ve saygım buna müsaade etmedi.” Bunun üzerine Resulullah (s.a.s.) temiz ruhunu yansıtan bu davranışında onun geleceğini okumuştu.

Bu mübarek insana şu duayı yaptı: “Allah’ım! Onu dinde derin ve anlayışlı kıl. Ayrıca ona Kur’an’ı ve yorumunu öğret.” Kâinatın Efendisi (s.a.s.) vefat ettiklerinde Hz. Abdullah (r.a.) henüz on üç yaşındaydı. Onun dine hizmeti bu yaşından sonra olacaktı. Bu yaşa kadar olan dönem tabir yerindeyse tohum atmayla geçmiş, esas meyveleri bundan sonra alınacaktı. Yaşından dolayı herhangi bir savaşa katılamamıştı. İhtimal ki Rabbimiz onun hizmetini ilim sahasında olmasını murat buyurmuştu.

Bugün gazetesi

Bu haber 1515 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM ALİMLERİ

Allahın bize büyük nimeti (İmam-ı Buhari)

Allahın bize büyük nimeti (İmam-ı Buhari) Müslümanlar için Kuran-ı Kerim'den sonra en muteber kitap, İmam Buhari'nin kitabıdır. Buhari yüzbinlerce ha...

İmam-ı Rabbani ikinci bin yılın yenileyicisi

İmam-ı Rabbani ikinci bin yılın yenileyicisi Bütün âlimler ve Müslümanlarca ''Elf-i Müceddid-i Sâni'' (ikinci binin yenileyicisi/tamamlayıcısı) ...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi