BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Osman Yüksel Serdengeçti'yi Rahmetle Anıyoruz

Osman Yüksel Serdengeçti'yi Rahmetle Anıyoruz

Tarih 10 Kasım 2011, 21:59 Editör HÜSEYİN NECATİ

Vefat Yıldönümü'nde Osman Yüksel Serdengeçti'yi Rahmetle Anıyoruz

Osman Yüksel Serdengeçti (1917 - 1983)

Asıl adı Osman Zeki Yüksel' dir. Aralarında Ahmet Hamdı Akseki, eski müftülerden Hacı Salih Efendi' nin de bulunduğu alimler yetiştirmiş bir aileye mensuptur. İlkokulu Akseki'de, ortaokulu yatılı öğrenci olarak Antalya'da okudu. Ankara'da Atatürk Lisesi'ni bitirdikten sonra girdiği Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde 2. Sınıf öğrencisi iken Mayıs 1944'te meydana gelen olaylara karıştığı için öğrenimi yarıda kaldı. Nihal Atsız ve Alpaslan Türkeş' le birlikte bir süre tutuklu kaldı. Serbest bırakılınca fakülteye başvurarak öğrenimine devam etmek istediyse de kendisine izin verilmedi. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel' e hitaben çok sert bir yazı kaleme aldı. Osman Yüksel yeniden hapishaneye gönderildi.

Hapisten çıkınca ünlü Serdengeçti dergisini çıkarmaya başladı. Pek çok sayısı toplatılan bu dergide çıkan yazıları nedeniyle hakkında çok sayıda dava açıldı ve sık sık tutuklanıp serbest bırakıldı. Başlığının altında "Allah, Vatan, Millet Yolunda" cümlesi sürekli yer alan dergideki yazılarında sık sık kullandığı "Açın kapıları Osman geliyor" sözü yeni tutuklanmalara hazır olduğunu bildiriyordu. Kendisine Serdengeçti unvanını kazandıran bu dergi, sık sık kapanması ve çıkan yazılarından dolayı çok sayıda mahkumiyet kararı çıkması nedeniyle 33 sayı çıkabilmişti. (1947-Şubat 1962)

1952 yılında Bağrı yanık adlı bir mizah gazetesi çıkardı. Başlığı altında"Hak yolunda bağrı yanık yolcular" sözü yer alan bu yayınında mücadelesini zengin esprilerle dolu yergileriyle sürdürdü. Bir ara politikaya atıldı, A.P. listesinden Antalya milletvekili seçilerek, parlamentoda görev yaptı (1965-1969). Partisinin politikası ve parti ileri gelenlerine yönelttiği eleştiriler yüzünden A.P. 'den ihraç edildi. Sonraki yıllarda mücadelesine yine yayımladığı yazı ve kitaplarla devem etti. Son olarak Yeni İstanbul gazetesinde"Selam"başlığı altında günlük fıkralar yazdı. 

Eserleri

Mabedsiz Şehir

Bu Millet Neden Ağlar?

Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?

Ayasofya Davası

Mevlana ve Mehmet Akif

Türklüğün Perişan Hali

Gülünç Hakikatlar

Kara Kitap

Müslüman Çocuğunun Şiir Kitabı

Radyo Konuşmaları

Akdeniz Hilalindir


Açın Kapıları Osman Yüksel Serdengeçti Geliyor

Ahmet Alkan


Her milletin gerçekleri ve doğruları hiç çekinmeden haykıran dava adamları her devirde olmuştur. Bu dava adamları doğru bildiğini söylemekten hiçbir zaman sakınmamışlardır. Hak yolunda yürürler, haklı olanı haykırmaktan hiçbir dönemde kaçınmazlar.

İnandığı yolda ne davasından ne inancından taviz vermeden her türlü zulme ve haksızlığa karşı dimdik duran,  bağrı yanık, kara yağız Türk-İslam davası neferi… Allah’tan başka kimseden korkmadan davası uğrunda mücadele veren yiğit bir alperen. Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletini hayat felsefesi kabul eden nesillerin yetişmesine öncü olan şahsiyet Serdengeçti’dir.

Asıl ismi Osman Zeki Yüksel’dir. Kalemini kılıç gibi kullandığı yazılarında adını Serdengeçti olarak iktibas etmesi nedeniyle halk tarafından Osman Yüksel Serdengeçti olarak tanınmıştır. Serdengeçti, Antalya’nın Akseki ilçesinde 26 Temmuz 1917’de dünyaya gelmiştir. Babası Hoca Ahmet Salim Efendi, annesi Emine Hanımdır. İlkokulu Akseki’de ortaokulu yatılı olarak Antalya’da, lise öğrenimini ise Ankara Atatürk lisesinde tamamlar.

Lise eğitimini bitiren Serdengeçti, felsefenin kendisini cemiyet meselelerinin üstünde birçok meseleyle temasa geçireceğini düşünerek, 1940 yılında Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin Felsefe bölümüne kaydolmuştur. Serdengeçti’nin düşlediği üniversite yaşamı hayal kırıklığına uğramıştır. Fakültesinde hocalarının ilim perdesi arkasında inanç değerlerini ve tarihi temelleri baltaladığını ve öğrencilerin ise yozlaştırılmış, materyalist düşünceler batağına itildiğini görmüş ve durumu kendince şöyle ifade etmiştir: “Her şeyi ben bilirim iddiasında bulunan bu zavallılar, Karl Marx’ı Marka, Engels’i Engel olarak yazacak ve okuyacak kadar kendi ideolojilerinin bile yabancısıdır. Bu zavallılar, bu solda sıfırlara göre Çanakkale tahtakale, Atatürk sarhoşun biri, Namık Kemal şişirilmiş bir adam, İstiklal Marşı şairi yobaz ve İstiklal Harbi kahramanları, şehitler budala idi. Bunlar ceplerinde para olunca kapitalist sistemleri kabul eder, parası bitince yaman birer proleter olurlar ve aç midelerin türküsünü çağırırlar. Şehvetleri gıcıklanınca ise serbest çiftleşme taraftarı olurlar. Ellerine beş-on kuruş geçti mi doğru meyhaneye giderler yahut bir yerde toplanarak bu iffetsizler, şerefsizler güruhu Stalin’in şerefine kadeh kaldırırlar.”

Gençliğin içine düşeceği bir tehlike olarak gördüğü Komünizme karşı sessiz kalmanın yanında mutlaka bir şeylerin yapılabileceği düşüncesiyle arkadaşlarıyla toplantılar düzenlemiştir. Toplantıya katılan öğrencilerin komünistlere gözdağı verilmesi için dövülmesi gerektiğini söylemeleri üzerine Serdengeçti, “Hayır fikre karşı kaba kuvvet bizim yapacağımız iş olamaz. Böyle bir teşebbüse girişenler, kendi fikrinin zaafını peşinen kabul etmiş demektir. Onlarla fikir ve kanun yollarından mücadele etmeliyiz” diyerek mücadelenin tarifini yapmıştır.

1944 yılının Mayıs ayında yayımlanan bir tebliğ ile ‘Tahrikçi Turancılar’ın açığa alındığı açıklanmıştır. Savaş kışkırtıcısı Turancılar olarak suçlanan Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan başta olmak üzere birçok kişi tutuklanmıştır. Bu noktaya gelinmeden önce Nihal Atsız’ın ‘Orhun’ dergisinde “Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na açık mektup” başlıklı bir yazısında Sabahaddin Ali’yi vatan hainliği ile suçlaması üzerine Sabahaddin Ali, Atsız hakkında hakaret davası açmıştır. Sabahaddin Ali ile Nihal Atsız arasındaki dava devam ederken milliyetçi gençler Ankara garında toplanıp buradan Ulus’a yürümüştür. Serdengeçti ise yürüyüş yapan bu gençleri tahrik etmekten dolayı içeriye alınmıştır. Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş’le beraber yargılanarak, tabutluklarda işkencelere maruz bırakılmıştır.

Serdengeçti’nin hayatı hapisten çıktıktan sonra tamamen değişmiştir. Çünkü fakültedeki kaydı dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in özel emriyle 3 Mayıs olaylarına karıştığı için silinmiştir. Tekrar okula dönmesine rağmen öğrenim hayatına devam etmesi mümkün değildir. Bunun üzerine Hasan Ali Yücel’e bir dilekçe yazar ve eline verir. Dilekçede şu ifadeler bulunmaktadır: “ ‘Yüksek Vekaletin Alçak Vekiline’ Ben, 3 Mayıs 1944 hadiselerine öncülük yapmak, gençliği kışkırtıp tahrik etmek suçuyla, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin, Felsefe Şubesi’nin son sınıfının son noktasından bir telefon emrinizle atılan ben, Osman Yüksel!... İstanbul’a sürülüp, örfi idare komutanlığının emrine teslim edildikten, tabutluklara tıkılıp, zincirlere vurulduktan sonra, suçsuz olduğum anlaşılmıştır. Kader beni yine sizin karşınıza dikmiştir. Hakkımı istiyorum efendi, hakkımı!... Senden bahşiş istemiyorum!... İmtihan hakkımı ya verirsin, ya zorla alırım… Beni tuttuğum yoldan Yücel değil, ecel gelse döndüremez!...” 10 kuruşluk pul ve imza Osman Yüksel.

Bu dilekçe kendisi tarafından yayımlanan ‘Bağrıyanık’ adlı dergide çıkınca, Osman Yüksel tekrar tutuklanmıştır. Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayrılınca, Osman Yüksel davayı kazanarak fakülteye döner ancak bu defa Hasan Ali Yücel’in izinde olan hocalar ona kafayı takmıştır.

Okulu bitiremeyen Osman Yüksel, yapılan haksızlıkları halka duyurmak ve bütün bunlara dur diyebilmek için kendisiyle özdeşleşen Serdengeçti dergisini çıkarmaya başlamıştır. Serdengeçti logosunun altında “Allah, vatan, millet yolunda” sözü bulunmakta idi. Bu söz Osman Yüksel’in yaşam çizgisini ifade eden bir ibareydi ve bu çizgiden hiçbir zaman dönmemiştir.

Her ay bir sayı çıkarmayı planladığı Serdengeçti dergisi, kaleme aldığı cesur yazılar yüzünden sürekli olarak kapatılmış ve Osman Yüksel hakkında farklı davalar açılmıştır. Bu sebepten ötürü Osman Yüksel’in 15 yılda 33 sayı çıkarabildiği Serdengeçti dergisinin, hem kendi hayatında hem de Türk basın tarihinde büyük önemi vardır.

“Allah” demenin yasak olduğu devirlerde, bilhassa tek parti döneminde Serdengeçti dergisi, din, mukaddesat ve milliyet düşmanlarının üzerine adı gibi ‘Serdengeçti’ cesaret ve gözü karalığı ile gitmiştir. Satırlarındaki cümleler bir feryadı dile getirmekte, bir milletin ızdırabını haykırmaktaydı. Büyük bir imanla kaleme alınan yazılarından dolayı derginin ilk sayısı defalarca basılmıştır. Mahkemelere ve iktidarların baskılarına rağmen davasında dönmeyen Osman Yüksel, Serdengeçti dergisinde yazdığı yazılardan ötürü yargılandığı davalardan toplam 4 buçuk yıla yakın mahpus olmuştur.

Osman Yüksel, derginin çıkışı esnasında esprili bir şekilde dergi hakkında önemli bilgiler de arzetmektedir: “Söğecek olan: Osman Yüksel… Hapse girecek olan: Yazı İşleri Müdürü (Bekir Sami Özdemir) diyordu. Bazen de: İdarehane: Lamekan,  Mesul Müdür: Bulunamadı… Mecmuanın çıkış süresi: Nerede ve ne zaman çıkacağı belli olmaz ama bir çıkar pir çıkar.”

Her sayının çıkışından sonra Osman Yüksel, farklı suçlamalarla mahkemelik olmuş veya mahpus olmuştur. Bundan dolayı derginin ileriki sayılarında son sayfasına “Açın Kapıları Osman Geliyor” yazmıştır. Bu, Osman Yüksel’e çıkan sayıdan sonra mahkeme yolunun gözükeceğinin açık şekilde kanıtıdır.

Serdengeçti dergisinin Mayıs 1947’de çıkan ikinci sayısında Osman Yüksel, ilk sayıda yayımlanan “Bir Fakültenin İçyüzü” yazısını devam ettirmiş ve 1944’de tabutluklarda yaşadıklarını “Azab Hücreleri” başlıklı yazısını kaleme almıştır. Bu sayıda ilk sansüre uğrayan Serdengeçti dergisine “3 Mayıs Feveranı” başlıklı yazının girmesinin engellenmesini Osman Yüksel şöyle izah etmektedir: “Osman Yüksel’in ‘3 Mayıs Feveranı’ adındaki alev parçası gibi yazısı çıkartılmış, matbaa tarafından basılmamıştır. Onun yerine koyduğumuz ‘Manevi Emperyalizm’ başlığını taşıyan makaleden de en canlı yerler çıkarılıp atılmıştır. Bağrımızdan kalbimizi söker gibi en canlı, en hareketli ve pervasız yazılarımız sökülüp atılıyor. Serdengeçti istediği gibi konuşamıyor.”

Serdengeçti, ihtirasların ve karanlık siyasi çatışmaların yaşandığı siyaset anlayışını hiçbir zaman sevmedi. Osman Yüksel, daha önce birkaç defa milletvekilliği için girişimde bulunmuş fakat siyasi engellere takılmıştır. 1961 yılında mebus olmak isterken mahpus olan Osman Yüksel’e 1965 seçimlerinde Süleyman Demirel’in başkanı olduğu Adalet Partisi’nden Antalya milletvekili adayı olması teklifi gelmiştir ve Adalet Partisi’nin Antalya listesinden TBMM’ye girmiştir. Osman Yüksel, mecliste de yine hak bildiği yoldan sapmadan doğruların peşinde koşmuştur. Adalet Partisi’nde Süleyman Demirel’in kararlarına karşı en büyük muhalefet yine Osman Yüksel idi. Meclis’te adı ‘kravatsız mebus’a çıkan Osman Yüksel, daha meclisin kapısında girerken, dönen kapının önünde biriken vekilleri görünce hemen ağzına gelen esprili sözleri sarfeder: “Yahu bu ne hal, daha meclise girerken dönekliğe alışıyorsunuz. Buranın doğru dürüst alaturka bir kapısı yok mu? Ben oradan geçeceğim.”

Osman Yüksel, milletin geleceğini ilgilendiren her konuda milletin gerçek vekili olarak hükümete gereken tepkiyi gösterir. Her oylamada ve konuşmada hükümeti eleştirmesi hükümeti ve Demirel’i bunaltır ve Demirel şunları söyler: “İçimizde Serdengeçti olduktan sonra Halk Partisine ne lüzum var canım, tek başına topyekûn CHP’den fazla ve tesirli muhalefet yapıyor. İhraç edin gitsin!..” Kısa bir süre içerisinde partisiyle ve Süleyman Demirel ile ters düşen Osman Yüksel, doğru bildiğini söylemekten çekinmemiş ve 1967 yılında Adalet Partisi’nden ayrılmıştır. Serdengeçti, partiden ayrılmadan önce 29 Ekim 1967 tarihli Yeni İstanbul gazetesindeki köşesinde yazdığı şu yazı çok dikkat çekmiştir; ‘Süleyman Demirel Mason mudur?’

AP’den ayrılan Serdengeçti, kendisine kucak CKMP’ye 1968 yılında Başbuğ Alparslan Türkeş’in de katıldığı bir törenle kaydolmuş ve kalabalık bir partili topluğunun iştirak ettiği törenle Serdengeçti’ye parti rozeti Başbuğ Alparslan Türkeş tarafından takılmıştır. Törende konuşma yapan Alparslan Türkeş, Osman Yüksel’in vermiş olduğu milliyetçilik mücadelesinden övgüyle bahsederek, “Serdengeçti gibi tavizsiz bir Türk milliyetçisi iman ve gönül adamının CKMP'ye katılması partimize büyük bir güç ve kuvvet vermiştir” diyordu. Parti içindeki milliyetçi, ülkücü çevrelerce büyük sevinçle karşılanmıştır.

Mensubu olduğu Milliyetçi Hareketi “Allah, Millet, Vatan yolunda” olarak tasvir eden Osman Yüksel, biz “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız” diyerek ülkücülerin temel davasını en güzel şekilde tarif etmiştir. Milliyetçi Hareket içerisinde Dündar Taşer’le sıkı olan Serdengeçti, 1969’da partinin adının ve sembolünün değişmesinde büyük rol oynamıştır.

1969’da yapılan seçimlerde meclise girememiş ve daha sonra tekrar Antalya’ya dönmüştür. İlerleyen yıllarda aktif siyasetten çekilmeyi yeğlemiştir. Ömrünün son yıllarında amansız bir hastalığa yakalanan Serdengeçti, yazı hayatından uzak kalmıştır. Osman Yüksel’in ziyaretine gelenler, “Senin hastalığının adı ne?” diye sormaları üzerine, yine nükteli bir şekilde, “Vallahi araba markası gibi bir şey. İnsanın benim de bir parkinsonum olsa diyesi geliyor.” demiştir.

Osman Yüksel Serdengeçti, büyük bir mücadeleden sonra 10 Kasım 1983 günü sevenlerine son esprisini yapmıştır. 8 defa mahpus, 4 yıl mebus, 10 yıl hapis yatan Osman Yüksel, “Allah’sızlara vatansızlara ve bayraksızlara karşı Serdengeçti” dergisini neşrederek bozuk düzene inat doğru olanı haykırmıştır.

Ülkücü Türk gençliği, zulme, haksızlığa ve bozuk düzene karşı her biri bir Serdengeçti olmayı bilecek ve cennet Türkiye’mizi müdafaa edecektir. Bu aziz vatan toprağından binlerce yıllardır nice serdengeçtiler gelmiş, geçmiş ve gelecektir.

Allah, vatan ve millet yolunda olan Serdengeçti’nin ruhu şad ve mekânı Cennet olsun.

Kaynaklar

Serdengeçti dergisi külliyatı

Serdengeçti'den Serdengeçtilere, Bozkurt Zakir Avşar, Kamer Yayınları

Osman Yüksel Serdengeçti, Abdurrahim Balcıoğlu, Timaş Yayınları


Bu haber 2058 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SANAT-TARİH- YAZI DİZİ

Er-Rıhlâtu'l-ilmiyye

Er-Rıhlâtu'l-ilmiyye İlim öğrenmeye verilen önem, bizzat ilmin kendisine verilen önemle doğru orantılıdır. Geçmiş nesillerimiz ilim öğre...

Masalcı Kemalettin Tuğcu

Masalcı Kemalettin Tuğcu Çocukların kitap okuma alışkanlığını kazanmasında büyük bir pay sahibi olan Kemalettin Tuğcu, Türkiye’de çocuk edeb...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

MÜSLÜMANCA YAŞAM

ALPEREN

OSMANLI


OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


İSLAM HUZUR

NAMAZINI KIL


YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi