BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

Huzuru İlahi'de on parmağım yakanızda olur

Huzuru İlahi'de on parmağım yakanızda olur

Tarih 16 Eylül 2012, 04:10 Editör HÜSEYİN NECATİ

Talebelerini İslâma hizmet aşkı ile yetiştirir ve onlara şöyle buyururdu: Ben aldığım vazifeleri bi temamihâ size tebliğ ettim ve size bıraktım. Eğer bunları devam ettirirseniz, yarın Âlemi Berzahta da Âlemi ebedte de beraber oluruz. Devam ettirmezseniz, Huzuru İlahide on parmağım yakanızda olur.

Süleyman  Hilmi  Tunahan  (K.S.)  Hazretleri  için  hazırladığımız  soruları  yıllardır  dini  hizmetlere  kendisini  adamış  ve  memleketimizin  bir  çok  vilayetlerinde  vaizlik  yapmış  halen  de  Nevşehir  vaizi  bulunan  muhterem  hocamız  Hüseyin  Gökcan”a  yönelttik.  Hocamızın arkadaşlarımıza   verdiği  cecapları  aşağıda  bulacaksınız.

 

SORU: Kendinizi  tanıtır mısınız?

 

CEVAP-Çorum’un  İskilip kazasında, Muharrem-i Şerif ayında dünyaya geldim. Rahmetli dedem, Muharrem ayı Hazreti Hüseyin’in Şehid edildiği ay olduğu için, teberrüken ismimi Hüseyin koymuş.

1951 senesinden itibaren İslâmi ilimlerle meşgul olmaya başladım. 1957’de Diyanet işleri başkanlığında açılan vaizlik imtihanına girdim ve muvaffak oldum. 1965 senesine kadar resmi vazife almadım.

1965 senesinde ilk defa Giresun merkez vaizliğine tayin olundum. Daha sonraları sırasıyla; Samsun, Adıyaman ve Bursa’da vaizlik yaptım. Şimdi ise Nevşehir merkez vaiziyim.

 

SORU: Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri (K.S.) nasıl tanıdınız?

 

CEVAP: Sene 1955, ilim öğrenmek ateşiyle tutuşuyor, beni okutacak ve bu aşkımı söndürecek birisini araştırıyorum. Bulmuş olduğum hocalardan tatmin olmuyordum. Halep’e, Şam’a veya Mısır’a gitmek için bir takım teşebbüslere girişiyordum. Çünkü, dini ilimleri oralarda sanıyordum. Bu teşebbüslerimde muvaffak olamayınca, hoca aramak gayesiyle İstanbul’a geldim. Kitapçı Muzaffer Özak’ın dükkanında Necati Tosun Efendi ile tanıştım. Talebeymiş O tarihlerde din ilimlerini okuyan ve okutanlar sıkı takibat altında oldukları için olacak, hocasının ismini vermekten çekindi ve Camcı Hacı Refik Bürüngüz ile görüşmemi tavsiye etti. Refik Bey vasıtasıyla Hazreti Üstaz (K.S.)’ın Kısıklı’daki misafirhanesini buldum.

 

Merhum Ali Dayımız, Efendi Hazretleri (K.S.)’ne geldiğimizi haber verdi. Bir müddet sonra Hazreti Üstaz (K.S.), bahçe merdivenlerinden aşağı elindeki bastonu vura vura indiler. Tatlı ve şefkatli bir sesle “Esselamü Aleyküm” diyerek misafirhaneden içeri girip yerine oturdular. Orada bulunan birkaç talebe kardeşimizle beraber ben de elini öpme şerefine nail oldum. Elini öptüğüm zat daha önceleri görmüş olduğum hocalara hiç benzemiyordu. Vechinin nuraniliği lisanının içten ve samimiliği başka bir mahiyet arzediyordu.

İlk sözü şu oldu: “Evladım, terliydim, o yüzden geçiktim. Özür dilerim” ileride kim olduğunu öğreneceğim büyük zat, talebe olarak kapısına gelmiş olan bir acizden özür diliyor ve bu kelimeleri tekrar ederek acizi mahçup ediyordu. “Allah’ım! O ne büyük tevazu, O ne büyük ilim.”

 

Memleketimi sormak lütfunda bulundular. “İskilip’liyim. Efendim” dedim. İskilip’li Atıf hocadan bahs ettiler. Mübarek gözleri yaşararak onun hakkında şöyle buyurdular: “O ne halim-selim insandı, beni ne kadar çok severdi... ...onu mahvetti” daha sonraları Atıf Hoca’ya nasıl idam cezası verildiğini ve İstiklal mahkemesinde Hakime sordurulan bir suale Atıf Hocanın verdiği cevabı kendilerinden dinledim.

 

SORU: Hazreti Üstaz (K.S.)’ın gayreti diniyesi ne ölçüdeydi?

CEVAP: Ölçüsünü ve derecesini takdirden acizim. Ancak Hazreti Üstaz (K.S.)’ı tanıyanların müşterek kanaatı şudur: “Bütün hayatı  İslâma hizmetle ve irşadla geçmiştir. Allah (C.C.)’nün adını anmak bile suç olduğu devirlerde her türlü eza ve cefaya tahammül gösterip, ulum-u diniyyeyi ihya etmiştir. Çağımızda İslâm’a en büyük hizmeti o yapmış, küfre en büyük darbeyi o vurmuştur. Bugün ulûmu âliye ve alet ilimleri ile meşgul olan büyük zatın açtığı nurlu yolda azimle yürüyen sayısız talebeleri vardır.  Talebelerini İslâm’a hizmet aşkı ile yetiştirir ve onlara şöyle buyururdu: “Ben aldığım vazifeleri bi temamihâ size tebliğ ettim ve size bıraktım. Eğer bunları devam ettirirseniz, yarın Âlemi Berzah’ta da Âlemi ebedte de beraber oluruz. Devam ettirmezseniz, Huzuru İlahi’de on parmağım yakanızda olur.”

 

SORU: Ders okuduğunuz sıralarda hiç baskın hadisesi geçirdiniz mi?

 

CEVAP: Evet. İki defa bastılar. Birincisi İstanbul’da talebeler arasında Kırklar nâbıyla anılan kursda talebeydim, sene 1956 bir kuşluk vakti sivil polisler binamızı sardılar, bir kısmı da içerilere dalıp yatak odalarına kadar her tarafı didik didik aradılar, bavullarımızı açtırdılar. Kitaplarımız koltuğumuzun altında bizleri Kısıklı-Sarıkaya polis karakoluna götürüp ifadelerimizi aldılar, mahkemeye verdiler neticede beraet ettik...

 

İkincisi, 1958 senesi Çorum’da vuku buldu. Bir Cuma günü pansiyon olarak kullandığımız evde o günün vaiz hazırlığını yapıyordum. İmam Hatip okulu müdürünün gizli bir ihbarı üzerine birinci şubenin sivil polisleri 15 gün bizi takip etmişler, içeri girmek için fırsat kollamışlar. Nihayet, pansiyonumuza giren bir talebesinin peşinden içeri dalıverdiler. Her tarafı ince ince aradılar. Bizleri kitaplarımız ve rahlelerimizle beraber polis arabalarına bindirip emniyete götürdüler. İfadelerimizi alıp savcılığa verdiler.

 

Savcılık suç unsuru görmediği için ademi takip kararı verdi. Birkaç gün sonra Hazreti Üstaz (K.S.)’ımızın huzuruna çıktığım vakit kendilerine başımızdan geçen hadiseyle alakalı ve hiçbir şey söylemeden, evladım arabanında tekerleri patlar, yapıştırılır, yola devam edilir buyurdular.

 

SORU: Üstaz (K.S.) Hazretlerinin batınî hallerinden şâhid olduğunuz vakıalar var mı?

 

CEVAP:Üstazım asırlarda nadir zuhur eden   bir irşad kutbudur. Manevi tasarruf sahibidir. Zahiri ve Batıni şeriatı ihya ile vazifelidir. Sohbeti ile müşerref olanlar pek çok  batıni hallerine şahit olmuştur. Fakat O, suri kerametlere  ehemmiyet vermezdi. Fem’i saadetlerinden  işittim, birgün şöyle buyurmuştu, “Keramet iki kısıma ayrılır.1- at nazarında mezmumdur. 2-Allah’ın nurunu müminlere kalblerini aşılama kerâmeti. İşte en büyük kerâmet.... Ve asıl kerâmet budur”

 

Bir gün kerâmetlerinden bahsede bahsede, huzurlarına çıkmıştık. Sobanın yanına uzanmış yatan siyah kediyi göstererek “işte bu hayvanlar sırrı daha çok muhafaza ettiklerinden bunlara insanlardan daha fazla sır verildi.” buyurdu.

 

1957-58 senesi idi. İskilip Kur’an Kursu talebelerinden birinin sar’ası tutmaya başlamıştı. Tedavi maksadıyla İstanbul’a götürdüm. İki üç gün kaldıktan sonra memleketime dönmek için Efendi Hazretleri (K.S.)’nden izin istedim ve hasta talebeyi de göstererek “Efendim sar’ası tutmaya başladı ne buyurursunuz?” dedim. Şöyle buyurdular: “Biz o pisleri kovduk, Bir daha gelmezler” (Her halde sufli cinleri kastetti) Meğer o talebe Hazreti Üstâzın huzuruna ilk defa geldiği zaman,Hz Üstaz talebeye elinin tersini, (pü-pü) diyerek sallamış. O çocukta bilâhere yanındaki arkadaşına “Efendi Hazretleri bana niçin böyle yaptı?”demiş imiş. Üstazımın; “Biz o pisleri kovduk” sözünden işin mâhiyeti anlaşılmış oldu. Cinniler o kardeşimizi bir daha rahatsız etmediler. Şimdi  İskilipte müezzindir.

 

SORU: Hazreti Üstazın huzurlarında bulunduğunuz zamanlarda daha çok nelerden bahsederlerdi?

 

CEVAP: En çok rabıtadan, Nûr-u İlâhiden, Feyzi Muhammedi’den bahsederlerdi. Birgün şöyle buyurdular: “Evladım rabıtayı terk ederseniz dışarıdaki zirzoplara dönersiniz, hatta daha kötü olursunuz. Herşey rabıta ile kâimdir. Dünya, ay ve diğer peykler Güneşe rabıta yapıyorlar. Güneş Arş-ı Alâya, Arş-ı Alâ, Sıfatı İlâhi’nin Nuruna, Sıfatı İlâhinin Nuru da, Zat-ı İlahi’nin nuruna rabıta halindedir.”

 

“-İlmi kısa zamanda elde etmek ancak rabıta ile olur” buyururlardı ve şöyle izah ederdi. (İlim önce Feyyaz-ı mutlaktan ruha gelir. Ruhtan kalbe geçer, kafa tercüme eder) Birgün İman mevzu’unda da şöyle buyurmuşlardı “kalp ile olan İman, fakirlerin İmanı ve sırla olan İman zenginlerin İmanı”

 

Bir akşam Kırklar Kursuna Hazreti Üstaz (KS) teşrif ettiler ruhlara gıda tatlı sohbetleriyle biz talebelerine mânevi bir ziyafet çektiler. Gitmek üzere ayağa kalktıkları zaman talebelerine bakarak şöyle buyurdular: “Kalbinizi, ruhunuzu çalıştırıyor musunuz? Ben sizi buraya sadece “nasara yensuru” dan ibaret olan zahirî ilmi öğretmek için toplamadım

 

SORU: Üstazımızdan işittiğiniz hikmetli  sözlerden bahsedermisiniz?

 

CEVAP: Birgün Efendi Hazretleri (KS) Eminönü Arpacılar camiinde vâ’z ediyorlardı. Mübarek gecelerde yapılacak İbadetler  ve kılınacak namazlardan bahsettiler. Bu namazlardan  bid’at olmadıklarını, İmamı gazali Abdülvahhab-ı Şarani Hazretlerinin bu namazları kıldıkları ve eserlerine yazdıklarını söyledikten sonra şöyle buyurdular: “Vallahi, Billahi, Tallahi İmamı Gazali ve Abdulvahhab-ı Şarani okumuş ve yazmış oldukları kitapları bugün sayabilecek tek şahıs yoktur.”

 

Bugün Abdülvahhabi Şarani  Hazretlerinin Mîzan-Ül-Kübrâ isimli eserini  okurken, şu Mizanı yazmadan önce mütâlea ettigim ve şu anda hatırıma gelen kitaplar diye bir liste okudum, “bir ömre bu nasıl sığmış diye” hayretler içinde kaldım, izah tarzı bulamadım. Kendinin de buyurduğu gibi, Cenab-ı Hak manevi güç vermiş, zamanına bereket halk etmiş. Bu listeyi gördüğüm zaman Hazreti Üstazımın sözünü hatırladım.

 

SORU: Üstaz (KS) Hazretlerini en son ne zaman gördünüz?

 

CEVAP: 1959 senesi Haziran ayları başlarında idi, askere çağrılmıştım. Önce hocam Süleyman Hilmi Tunahan (KS) Hazretlerini ziyaret edip, elini öpüp duâsını aldıktan sonra İzmir’e gidip kıtama teslim olacaktım ve öyle yaptım. Kendisini ağabeyimizin yazıhânesinde ziyaret ettim. Öğle yemeğine götürdüler, daha sonra ellerini öperek huzurlarından ayrıldım. Dört ay sonra da irtîhali hakkında acı haber işittim. Şüphe yoktur ki, O’nun  ruhu paki, açmış  olduğu nurlu yolda azimle ilerleyen evlatlarını  Alem-i Berzah’tan  seyrediyor ve onlara manevii  tasaruflarıyla  himmet ediyor.Mevla şefatlarına  mazhar buyursun ....Amin

 

Üstazım sen rahat uyu makberinde

Gayen tahakkuk edecek bir gün ilerde

Yavruların dava uğrunda hayatların

Esirgemeyecekler bütün varlıklarını.

Bu haber 10138 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S)

Ümmetin ortak değeri Süleyman Hilmi Tunahan

Ümmetin ortak değeri Süleyman Hilmi Tunahan Ebul Faruk Süleyman Hilmi Tunahan 16 Eylül'de rahmet-i Rahmana kavuşmuştu. Süleyman Efendinin (ks) Kuran-ı Keri...

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S) HATIRALAR

SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN (K.S) HATIRALAR Tevhidi tedrisat kanunu ile medreseler (1928) kapatıldı. Böylece dini Celili İslam ın usulüne uygun olarak okutul...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

MÜSLÜMANCA YAŞAM

ALPEREN

OSMANLI


OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


İSLAM HUZUR

NAMAZINI KIL


YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi