BAĞIMSIZHABERLER.COM
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

CAMİYE GELİN

DUA SANA

TÜRKİYE "BİZ" GELİYORUZ

MUHSİN BAŞKAN

EĞİTİM HABER

İNSAN VE HAYAT

SAĞLIK DÜNYASI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

Türkiye cUMHURİYETİ bAŞKAN aDAYINIZ KİM






Tüm Anketler

%100 OSMANLI

SIGARA İÇME


HUZURLU YAŞAM

TESETTÜR

SAYAÇ 08/05/2011




     
 

SEVGİLİ EN SEVGİLİ

ŞABAN AYI VE BERAAT GECESİNİN FAZİLETİ

ŞABAN AYI VE BERAAT GECESİNİN FAZİLETİ

Tarih 30 Nisan 2018, 11:27 Editör HÜSEYİN NECATİ

Şaban ayının yarı gecesi benim (nöbet) gecem idi. Rasülüllah A.S. benim yanımda gecelemişti. Gece yarısı olunca kendisini yanımda bulamadım. Kadınları kaplayan gayret beni de kapladı. Örtümü büründüm. Ama, vallâhi örtüm ipekten, ibrişimden, pamuktan, ketenden değildi. Kendisine:

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNİN FAZİLETİ

 

Meali: Hâ Mim, Apaçık olan kitâba yemin olsun ki, Biz Onu mübarek bir gecede indirdik. Doğrusu biz, insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emir ile, her hikmetli iş o gecede ayrılır. Doğrusu biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz.  (Duhan 1-5)

DUHAN SURESİNİN İLK AYETLERİNİN TEFSİRİ

 

(Ha Mim) de iki görüş vardır.

 

Birincisi: Hazreti Allah’ın kendi ilmine seçtiği Müteşâbih1lerdendir. Bu, Selef’in görüşüdür. (1) Onlar şöyle demektedirler:

 

“Bu tür şeyler Hazreti Allah’ın Kuran’daki sırrıdır. Allah’ü Teâlâ’nın her kitabında kendisine hâs sırrı vardır. Bu ve benzerleri – Elif lâm Mim, Tâ Sin Mim, Tâ Hâ,, Yâ Sin- gibiler Hazreti Allah’ın kendi ilmine hâs kıldığı müteşabihlerdendir. Bu konuda konuşmayı sevmeyiz, ancak inanır, geçeriz. (üzerinde durup yorum yapmak istemeyiz.)

 

Bu söz Ebu Bekir, Ali ve Sahâbenin diğer bazı büyüklerinden (Rıdvanullâhi Aleyhim Ecmaîyn) rivayet edildi.


İkincisi: Bu harfler manası bilinen şeylerdir. Alimlerden bir topluluk da bu görüştedir. Fakat manası konusunda ihtilaf ettiler.

a- İbni Abbas Radıyallâhü Anh’dan: Kur’anı Kerim’de bulunan bu Huruf-u Mukattaa’lar Allah’ın İsm-i Azam’ıdırlar. Fakat biz onun terkibini bilemeyiz.

b- Bazıları dediler ki: Hece harflerine işarettir. Hazreti Allah Kur’an-ı indirmek istediği zaman Araplara bildirmiş oluyordu ki; Bu Kur’an onların kendi sözlerini, cümlelerini kurduğu harflerden telif edilmiştir. Bunun sebebi; Kur’an-ı Kerim delil bakımından çok beliğdir, onların (insanların) kelamı değildir, onlar böyle bir kelam oluşturmaktan âcizdirler.

 

 

 

 

c- Diğer bazıları şöyle dedi: Bu harfler bazı isimlere delâlet etmektedir ve o isimlerden alınmıştır. (Hâ) Hamid’den, (Mim) Mecid’den alınmıştır.

 

 

 

 

d- İbn-i Şeyh de şöyle dedi: Hâ mîm gizli kasem ile mecrurdur. “Bihakki Hâ mim” Hâ mim hakkı için, Hâ mim’e yemin olsun ki, demektir.

 

e- “Hâ mim” Bu sure veya Kuran’ın tamamı demektir. “Vel kitâbil mübin” ayeti de onun üzerine atfedilmiştir.

 

 

 

 

Mübin (apaçık) olan kitaba yemin olsun ki:

 

 

 

 

Mübin: Manası, üzerine indirildiği kimselere (araplara-insanlara) açıktır. Kur’an-ı Kerim onların üslûbu üzere, ancak çok beliğ olarak indirilmiştir.

 

Ya da, “hidayet yolunu dalâlet yolundan ayırt edici, herkese dini konularda ihtiyaç duyduğu şeyleri açıklayıcı” demektir.

 

 

 

 

a-  Ha mim: “Hayy ve Kayyûm hakkı için, “veya; “Hak ile bâtıl

 

arasını ayıran Kur’an hakkı için” demektir.

 

Ayet Meâli: İşte kitabımız! Yüzüne karşı hakkı söylüyor. Çünkü sizin yaptıklarınızı biz hep yazdırıyorduk, denilecektir.  (Casiye-29)

 

 

 

 

İşte kitabımız! Yüzüne karşı hakkı söylüyor. Öyle ki, o kitap her muhalif ve bozguncunun şüphesini izale ediyor.

 

 

 

 

Hâ mîm : Sevenleri ben himaye ettim, korudum demektir.

 

Onlar ehlullah ve evliyaullahtır. Zira dünya ve âhiret onlara haramdır.

 

 

 

 

Hadis Meâli: Kim dünyaya meylederse Allah onu Cehennem ateşi ile yakar, rüzgarın savurduğu bir kül haline gelir. Kim ukbâya (âhirete) meylederse Allah onu âhiret ateşi ile yakar, kendisi ile faydalanılan bir altın olur. Kim de Allah’a meylederse Allah onu kendi nuru ile yakar, kıymet biçilmeyen bir cevher olur.

 

 

 

 

 

Gerçekten Biz Onu Kitabı Mübîn olan Kur’an-ı Kerimi -Kasemin cevabıdır-  Mübarek bir gecede indirdik.

 

 

 

 

 

 İbn-i Abbas ve diğerlerinin rivayetine göre bu gece Kadir Gecesidir ki ekseriyetin görüşü budur. İkrime ve bir grup alim de bu gecenin Şaban ayının yarı gecesi (olan Berat gecesi) dir, dediler.

 

 

 

 

BERAT GECESİ PEYGAMBERİMİZİN İBADETİ

 

 

 

 

 

Hazreti Aişe Radıyallahü Anhâ şöyle buyurdu:

 

 

Şaban ayının yarı gecesi benim (nöbet) gecem idi. Rasülüllah A.S. benim yanımda gecelemişti. Gece yarısı olunca kendisini yanımda bulamadım. Kadınları kaplayan gayret beni de kapladı. Örtümü büründüm. Ama, vallâhi örtüm ipekten, ibrişimden, pamuktan, ketenden değildi. Kendisine:

 

-“Peki neden idi?” denildi. Şöyle dedi:

 

-“Atkısı kıldan, çözgücü de deve tüyünden idi. Onu diğer hanımlarının odalarında aradım, bulamadım. Odama dönerken yere düşen bir elbise misali secde ettiğini gördüm. Secdesinde şöyle diyordu:

 

-“Bedenim sana secde etti, kalbim sana inandı, şu elim ile nefsime günah irtikap etmedim. Ey büyük Rabbim! Her büyükten umulur. Günahları af eyle.”

 

 

Sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi:

 

-“Allah’ım! Gazabından rızana sığınırım. Azabından afvına sığınırım. Ben seni (hakkıyla) senâ edemem. Sen kendi zatını senâ ettiğin gibisin.”

 

 

 

 

 

Sonra oradan ayrıldı ve odama döndü. Ben hızlı hızlı nefes alıyordum.

 

-“Ne bu nefes Ey Hümeyra” buyurdu. Kendisine durumu anlattım. Elini dizlerime koydu ve şöyle dedi:

 

-“Ya Hümeyrâ! Bu gece hangi gecedir bilir misin? Bu gece Şaban ayının yarı gecesidir. Hazreti Allah için bu gece Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri adedince azatlı vardır.” Dedim ki:

 

-“Ey Allah’ın Nebisi, niçin Beni Kelb’in koyunları?” Buyurdu ki:

 

-“Arap’ta bunlardan daha çok koyunu olan yoktur. Yalnız altı kişiyi söylemiyorum. (onlar af edilmezler): Devamlı içki içen, ana-babasına âsi olan, ribâ ve zinâya devam eden, resim yapan, nemmam (koğucu). 

 

 

 (Ğaliyetü’l Mevâiz)

 

 

 

 

MÜBAREK GECE DENİLMESİNİN SEBEBİ

 

 

 

 

 

Bu geceden “Mübarek Gece” diye bahsedilmesinin sebebine gelince:

 

 

 

 

a- Dini ve dünyevi bir çok faydalar için kendisine tabi olunması istenen Kurân’ı Azim’in nüzulü bu gece gerçekleşmiştir. O Kur’an ki; Hazreti Allah’ın sağlam ipidir. Gâfilleri kötülüklerden alıkoyan bir vaizdir. İnananlar için onda büyük ibret vardır.

 

 

 

 

Hadis Meâli: Size, biri konuşan diğeri susan iki vâiz bıraktım. Konuşan Kur’an, susan ise ölümdür. (2)

 

 

 

 

 

b- Bu gece melekler ve rahmet iner, dualar kabul edilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU GECENİN DÖRT İSMİ VARDIR.

 

 

 

 

 

1. Leyle-i Mübâreke (Mübarek Gece):

 

Bu gece ibadet edenlerin elde edeceği hayır ve bereket çok olduğu

 

içindir.

 

Ayrıca bu gece Allah Teâlâ’nın cemâlinin bereketi hâsıl olur. Şöyle ki, Hazreti Allah Cemal sıfatı ile tecelli eder. Bunun eseri Kadir Gecesinde olduğu gibi Arş’ın zirvesinden yeryüzüne kadar ne varsa hepsine ulaşır.

 

 

 

 

Yine bu gece bütün melekler “Haziratü’l Kuds” (Cennet)te toplanırlar. (3)

 

 

 

 

 

Yine bu gece Cenab-ı Hak şöyle nidâ eder:

 

-“İsteyen yok mu? Ona istediğini vereyim. İstiğfar eden yok mu, Onu af edeyim. Rızık isteyen yok mu, ona helâl ve bol rızık vereyim. Belâ ve musibete uğrayan yok mu (istesin), ona afiyet (hastalığına şifâ) vereyim.”

 

 

 

 

Bu ve benzeri nidâları Hazreti Allah fecrin doğuşuna kadar söyler.

 

 

 

 

Fakat, belâya uğrayıp da âfiyet isteyen birçokları da vardır ki, dua şartlarını taşımadıkları için duaları kabul edilmez. (4)

 

 

 

 

 

Ayet Meali:

 

 İman edenlerin Allah’ı zikretmesi ve Ondan inen gerçeğe (Kuran’a) bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerlerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onların çoğu fıska dalmış (yoldan çıkmış) kimselerdir. (Hadid-16)

 

 

 

Beyit:

 

 

Hicran için ayrılık vakti henüz gelmedi mi?

 

Ağaç dallarının tutuşma vakti henüz gelmedi mi?

 

Eriyen ve şefkatle eğilen âşık için,

 

Ona merhamet edip ağlama vakti henüz gelmedi mi?

 

 

 

 

 

 

 

2. Leyletü’r Rahmet (Rahmet Gecesi):

 

Rahmet kapıları bu gece fecrin doğuşuna kadar açıktır.

 

 

 

 

3. Leyletü’l Berat (Berat Gecesi)

 

 

 

 

4. Leyletü’s Sakk (Vesika Gecesi):

 

 

 

 

Son iki ismin verilmesinin sebebi: Tahsildarlar (5) haraç ehlinden harâcı aldıkları zaman onlara bir berat, vesika (makbuz) verdikleri gibi Allah Teâlâ da mümin kullarına (Cehennemden) berat ve vesika yazar.

 

 

 

 

Sakk: Aslında, câni cinayet işlediği ve (ölenin) velisi de onu af ettiği zaman Sultan o câniye korktuklarından emân vesikası yazardı, bu vesikaya kullanılırken sonradan yaygınlaştı, umumileşti.

 

 

 

 

Doğrusu biz, insanları uyarmaktayız.

 

 

Kuran’ı indiriş uyarmayı iktiza ediyor. Sanki denilmiş oluyor ki: Biz Kuran’ı indirdik, çünkü azaptan korkutma ve uyarma bizim şanımızdandır.

 

 

 

 

 

BU GECENİN HUSUSİYETLERİ

 

 

 

 

 

1. Her hikmetli iş bu gece ayrılır, tanzim edilir ve vazifeli meleklere ibrâz edilir. Artık ondan sonra tebdil ve tağyir yoktur. Ondan önce, levhi mahfuzda iken tebdil mümkündür. Çünkü Allah’ü Teâlâ oradan dilediğini mahveder, dilediğini de sâbit kılar.

 

 

 

 

İbn-i Şeyh’den :

 

 

 “Her hikmetli iş” ile kastedilen, o geceden gelecek sene aynı geceye kadar vaki olması hükmedilen hayır, şer, rızık, ecel ve kulların her türlü işleridir. Saadet ve şekâvet bunun dışındadır. Çünkü bunlar levh’de yazılmış, ezeli hükümlerdir.

 

 

 

 

Denildi ki:

 

 

Hükmedilen işlerin nüshalarının levh’den çıkarılmasına Berât Gecesinde başlanılır, Kadir Gecesinde bitirilir.

 

Erzâk nüshası Mikâil Aleyhisselâm a, harpler, zelzeleler, yere batma, ay tutulma, yıldırım vb. hâdiseler nüshası Cebrâil Aleyhisselâm’a, ameller nüshası büyük bir melek olan ve semanın sâhibi bulunan İsmail Aleyhisselâm’a, musibetler ve ruhların kabzı nüshası da ölüm meleği Azrail Aleyhisselâm’a verilir.

 

Hatta öyle ki, adam çarşı pazarda yürür, evlenir, çocuğu dünyaya gelir, fakat ismi öleceklerin listesine yazılmıştır. (6)

 

 

 

 

 

Beyit:

 

 

 Nice gençler vardır ki, emin olarak akşamlar, sabahlar,

 

Kefeni dokunmuştur da onun haberi yoktur.

 

Nice yaşlılar vardır ki, ömrünün uzun olmasını ümit eder,

 

Halbuki onların bedenlerini kabrin karanlığı kaplamıştır.

 

Nice gelinler vardır ki, kocaları için süslenmektedirler,

 

Halbuki ruhları Kadir Gecesi kabzedilmiştir.

 

 

 

 

Ne güzel söylemişler:

 

 

 

 

 

Gerçek, bu gece inâbe gecesidir.

 

 

Bu gece icâbet kapıları açılır.

 

Nerede, Cenab-ı (Hakka) sığınanlar?

 

Nerede, yüce kapıya arz-ı hâl edenler?

 

Nerede, günahına ağlayanlar?

 

Nerede, yaklaşan (ölüme) hazırlananlar?

 

Nice elde ettiklerine sevinenler vardı ki,

 

İsmi öleceklerin listesinde çıkmıştır.

 

Nice işine hazırlıktan gâfil olanlar vardır ki,

 

Ehlinden (ayrılık), yolculuk vakti yaklaştı.

 

Nice dünyalık toplamakla meşgul olanlar vardır ki,

 

Kemiklerinin parçalanma (ölüm) vakti yaklaştı.

 

Nerede, bu gibi gecelerde evlerinde,

 

Dünya ile mağrur, şehvetiyle meşgul olanlar?

 

Nerede, kusurları üzere ağlayanlar?

 

Gideceği yerde hasret duymadan önce.

 

Bu gece bir gecedir ki, şanı pek büyüktür,

 

Bunda hayırlar boldur, umumidir.

 

Kelâmı Kadîmdeki vasfı yeter,

 

“Bunda her hikmetli iş ayrılır.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2. Bu Gecede Yapılan İbadetin Faziletinin Çokluğu:

 

 

 

 

 

Hazreti Ali R.A’ın rivayet ettiği bir hadisi şerifte Nebi Aleyhisselâm şöyle buyurdular:

 

Şaban ayının yarı gecesi olduğu zaman gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah Teâlâ o gece güneş battığı andan itibaren dünya semasına (rahmeti ile) iner ve şöyle buyurur:

 

 

-“ Agah olun, af talep eden yok mu? Onu af edeyim. ... ilh”

 

 

 

İki bayram gecesi, Ramazanın son on gecesi, Zilhiccenin ilk on gecesinde olduğu gibi Şaban ayının yarı gecesini ihyâ etmek, ferdi ibadetlerle meşgul olmak mendubdur. Zira alimler böylesi geceleri ihyâ etmek için mescitlerde toplanmanın mekruh olduğunu söylediler.

 

 

 

 

BERAT GECESİ NAMAZ

 

 

 

 

 

İhya’ül Ulûm’da zikredildiği üzere bu gece yüz rekât hâcet namazı kılınır. İki rekatta bir selâm verilir. Her rekatta Fatihadan sonra on defa İhlâs suresi okunur. İsterse Fatihadan sonra yüz İhlâs-ı Şerif okuyarak on rekat da kılabilir.

 

Bu namaz da Recep namazı gibi Rasülüllah Aleyhisselâm’dan rivayet edilen namazlardandır.(7) Selef bu gece bu namazı kılarlardı ve adına da hayır namazı demişlerdi. Bu gece toplanırlardı ve belki de bu namazı cemaatle kılmışlardı. (8)

 

 

 

 

Dürül Muhtâr’dan: Receb ayının ilk Cuma gecesi olan Reğaib gecesi kılınan namaz için cemaat olmak mekruhtur. Mekruh ve nafile olmaktan çıkarmak için bazılarının uyguladığı “nezir” hilesi bâtıldır.

 

 

 

 

Aleyhisselâm Efendimiz Hazreti Ali Radıyallahü Anh’a şöyle buyurdu:

 

 

 Yâ Ali! Şaban ayının yarı gecesi kim her rekatta bir Fatiha, on defa “Kul hüvallahü ehad” (İhlas) okuyarak yüz rekat namaz kılarsa; Ya Ali bu namazı kılan hiç kimse yoktur ki Allah Teâlâ onun bu gece istediği her ihtiyacını gidermesin. Cenabı Hak o kimseye yetmiş bin melek gönderir. Gelecek seneye kadar melekler onun için hasene yazar, seyyiatını siler, derecesini yükseltirler. Yine yetmiş bin -ya da yedi yüz bin- melek gönderir, Adn cennetlerinde ona şehirler, saraylar bina ederler, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, insanoğlunun hatırına gelmeyen ağaçlar dikerler. O geceden itibaren bir yıl geçmeden önce ölürse şehid olarak ölür. “Kul Hüvallahü ehad” suresinden her bir harf için yetmiş huri ihsan eder.

 

 

 

 

 

Denildi ki: Berat Gecesi namazının en azı iki rekât, ortası yüz rekat, çoğu da bin rekattır.

 

 

 

 

Hadis Meâli: Beş geceyi ihya edene Cennet vacib olur. Terviye gecesi, Arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi ve Şaban ayının yarı gecesi.

 

 

 

 

 

Bilinmelidir ki, bu gecelerin ihyası hususi bir adet olmaksızın ferdi olarak nafile namaz kılmak, Kur’an ve Hadis okumak ve dinlemek, tesbih, senâ, Nebi Aleyhisselâm üzerine salât-ü selâm okumak, hasılı gecenin büyük bir bölümünü böyle ibadetlerle geçirmekle olur. (9)

 

 

 

 

İbni Abbas Radıyallâhü Anh’dan:

 

 

Cemaat ile yatsı namazını kılıp sabah namazını da cemaat ile kılmaya azmetmek suretiyle de ihya sevabından hasıl olur.

 

 

 

 

Sahih-i Müslim’de Aleyhisselâm Efendimizden şöyle rivayet edildi:

 

-Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki o gecenin yarısını ihya etmiş olur. Kim de sabah namazını cemaatle kılarsa bütün geceyi ihya etmiş olur.  (Ramuz 2/427)

 

 

 

Mü’mine yakışan, bu geceyi, hatta Şaban ayının tamamını ibadetle geçirmeye çalışmasıdır. Zira Şaban (bölünmüş – parçalanmış manasına olup) hayırların bölündüğünü yer ve zamandan müştak olmakla Ramazan ayı için çok hayırların dağıldığı zamandır.

 

 

 

 

Hayır şubelerinin en büyüğü imandır. İmanın şubelerinin en büyükleri de namaz ve oruçtur.

 

Öyleyse ey müslüman, senin bu ayda ve aylarda itaatlerle meşgul olman, namaz ve orucu çoğaltman lâzımdır !

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şiir:

 

 

Kim Şaban ayında himmetini parçalarsa (çok çalışırsa)

 

Boyun eğerek itaatlere devam ederse,

 

Bu ay şefaati ümit edilenin (Muhammed Aleyhisselâm) ayıdır,

 

Kıyamet günü hıyanet (günah) sahibi olanlara.

 

Bu isim verildi, zira onda çok hayır ve nimet var,

 

Yarılıp çatladıktan sonra ayrıldı, Şaban oldu.

 

 

 

 

3. Umumi Rahmetin Nüzûlü

 

 

 

 

 

Bu gece Cenabı-ı Hakkın dünya semasına rahmetiyle indiği ile alâkalı Hadisi Şerif daha önce zikredildi.

 

Hazreti Allah sadece havâs ehline mahsus olmayan ve bir vakit ile de sınırlı bulunmayan umûmi bir şekilde, rahmet sıfatı ile tecelli eder ve inayet nazarı ile dünya seması tarafına nazar eder ki, bu rahmetiyle tecelli etmesi ve inayetiyle nazarı, dünya erbâbının fütuhat kapılarına, dua cihetlerine, amellerin çıktığı ve ruhlarının yükseldiği yeri kuşatır.

 

 

 

 

4. Peygamberimize Ümmetinin Tamamına Şefaat İzninin Verilmesi

 

 

 

 

 

Rasülüllah Efendimiz Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etme salâhiyeti istedi. Üçte birine şefaat izni verildi. On dördüncü gece istedi, üçte ikisine şefaat izni verildi. On beşinci gece istedi, tamamına şefaat salahiyeti verildi.

 

Ancak, ipi çözülmüş develerin kaçışı gibi Allah’a itaatten çıkıp kaçanlar müstesna.

 

 

 

 

5. Zemzem Suyunun Bu Gece Ziyadeleşmesi

 

 

 

 

 

Allah’ın âdetindendir ki, bu gece zemzem suyu açık bir şekilde ziyadeleşir.

 

Burada, hakikat ehlinin kalplerinde ulûm-i ilâhiyyenin ziyadeleşmesine de işaret vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DUA

 

 

 

 

 

Allah’ım! Yakînî marifetlerin nurları ile bâtınımızı nurlandır. Dini vaazların kokuları ile zâhirimizi kokulandır. Kıymetli süslerle bizi güzelleştir. Âhirette sevdiklerinle beraber haşret. Vakar ve ikram tacı ile tâçlandır. Kıyamet gününün tehlikesinden emin eyle. Bizleri, en güzel ahlâk ve merhametli bir kalbin sahibi olan Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm hürmetine kalbi selim ile huzuruna gelen, Cennet ırmaklarından içenlerin zümresine ilhâk eyle.

 

Ey insanı yoktan var edip yaratan, kendisinden isteyip dua edeni boş çevirmeyen Allah’ım! Burada hâzır olan herkesin isteğini ver, onlara iki cihan hayrı ve istediği saadeti ver ya Rabbi.

 

Allah’ım! Şu gecemizde mahlûkata muttali olduğunda lütuf ve azadınla bize cömert davran. Bu gece bize helâlından bol rızık takdir eyle. Ya Rabbi bizleri seni bilen, sana ibadet eden ve sana olan vazifelerimizi yerine getirenlerden eyle.

 

Allah’ım! Bu gece bizden vefatını hükmettiklerine rahmetini de onunla beraber hükmeyle. Onların mekânını cennet eyle. Hayatının uzun olmasını hükmettiklerine de nimetini nasip eyle. Herkese rahmetini bol eyle. Üzerimize af yağmurlarını dök. Lütuf ve setrinle güzel muamele et.

 

Allah’ım! Bu gece hastalarımıza şifa ihsan eyle. Fazlın ile ölülerimize merhamet eyle. Ey Kerim, Ey Rahim, Ey fazlı amîm (umumi) sahibi, kadim fazlını hepimize lütfet, Naim Cennetine ithal et. Kavim şeriat sahibi Muhammed’e, kıyamet gününe kadar ümmetin hidayet rehberi olan âline ve ashabına salât eyle... Âmin. 

 

 

 

 

 

 

 

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNİN FAZİLETİ -II

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nebi Aleyhisselâm’dan:

 

-“Yanımda ismim anıldığında kişinin bana salavat okumaması cefâdandır.” (Camiu’s Sağir)

 

 

 

 

Allah Teâlâ Rasülüllah Efendimize iki melek vekil kıldı. Bir kimsenin yanında onun adı anıldığında salavât getirince o iki melek cevap olarak “Âmin” der. Meleklerin âmin dediği dua elbette müstecâb olur. (Ebu’s Suud)

 

 

 

 

Durum böyle olunca beşerin en hayırlısı (Efendimiz) üzerine çok salavat okumalısın. Zira o, mahşer günü şefaatin bedelidir.

 

Her zaman salavât okumalıdır, ama özellikle Şaban ayında. Zira Aleyhisselâm Efendimiz “Şaban benim ayım” buyurmakla bu ayı kendisine izâfe etmiştir ki ümmeti bu ayda kendisine daha çok salavat getirsin.

 

 

 

 

Şiir:

 

 

Şaban, Rasülüllah’ın ayıdır, ganimet bilin,

 

Hayır ve bereketli günlerinde oruç tutmayı.

 

Ayında Mustafa’ya salavat okuyup ümit edin,

 

Mahşer ve din günü ondan şefaatı.

 

 

 

 

Allah’ım! Daire-i vücudun, daire-i noktayı kerem ve cûdun merkezi olan, mahlukatın en şereflisi ve doğanların en mesûdu bulunan Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm et.

 

 

 

 

Kim Berat Gecesi yüz defa aşağıdaki salavatı okursa Nebi Aleyhisselâm’ı rüyasında görür.

 

“Allâhümme salli alâ rûh-i Muhammedin fil ervâh, ve salli alâ cesedi Muhammedin fil ecsâd, ve salli alâ kabri Muhammedin fil kubûr.”

 

 

 

 

 

Manası: Allahım! Ruhlar içinde Muhammed’in ruhuna salât et. Cesedler içinde Muhammed’in cesedine salât et. Kabirler içinde Muhammed’in kabrine salât et.

 

 

 

 

(1) Bu görüşte olanlar Ali İmran süresi 7. Ayetini okurken “illallah” da vakıf yapanlar (Kur’an okurken duranlar) dır.

 

 

 

 

Ayet Meali : 

 

 

“Kitabı (Kuran’ı) sana indiren odur. Onun bazı ayetleri muhkemdir.” Tafsilatlı olarak açıklanmıştır. Hazreti Allah onu hükmetmiş, manası açık olduğundan halkı onda tasarruftan men etmiştir. “Bunlar kitabın anasıdır” Yani hükümlerde asıl ve temel olan şeyler bu muhkem ayetlerdir. Diğer şeylerin yorumu ona göre yapılır. “Diğerleri de müteşabihtir.” Muhtemeldir. Kısalığından veya zahiri bir muhalefetten dolayı kastedilen mana açık değildir. Kur’an ayetlerinin bazısı muhkem, bazısı da müteşâbihtir.

 

 

 

İbn-i Abbas Radıyallâhü Anh, “Müteşabihat, surelerin evvelindeki hece harfleridir” dedi.

 

 

 

 

Katâde’den:

 

 

Muhkem; Kendisi ile amel edilen nâsih ayetlerdir.

 

 

 

 

Müteşabih: Kendisine inanılan, ancak amel edilmeyen mensûh ayetlerdir.

 

 

 

 

Denildi ki:

 

 

Muhkem: Hazreti Allah’ın, mahlukata manasını açıkça beyan etmediği ayetlerdir.

 

 

 

 

Müteşabih: Allah Teâlâ’nın ilmini gizlediği, sadece kendi zatına bıraktığı ayetlerdir; Meselâ; Kıyamet alametleri, Kıyâmetin ve dünyanın fenasının vakti, zebânilerin, rekatlerin adetleri, sayıların özellikleri, hikmeti gibi

 

 

 

 

MÜTEŞÂBİHÂT’IN İNZÂLİNİN FAYDASI

 

 

 

 

 

Müteşabih ayetlerin indirilmesinin faydası nedir? diye sorulursa cevaben deriz ki:

 

Alimler onlara bakıp araştırsınlar, onların fazileti ortaya çıksın, kendisi ile murad edilen mananın ortaya çıkarılmasına ihtiyaç duyulan ilimleri tahsil ve araştırmaya dair çalışmalar üzerine hırsları artsın. Hem bunları ortaya çıkarsınlar, hem de manaları açıklarken katlandıkları zahmet ve sıkıntılar sebebiyle yüksek derecelere nâil olsunlar içindir.

 

 

 

 

Müteşabihat ile murâd edilen mananın, surelerin evvelindeki hece harflerinin olduğunu şu hadise te’yid etmektedir:

 

İçlerinde Huyey bin Ahtab, Kâb bin Eşref’in de bulunduğu Yahudilerden bir topluluk Nebi Aleyhisselâm’a geldiler. Huyey bin Ahtab Allah’ın Rasülüne;

 

-“Üzerine “Elif lâm mim” nazil olduğu bize erişti. Böyle bir şeyin sana indirildiğini Allah haber verdi mi?” dedi. Allah’ın Rasülü:

 

-“Evet” cevabını verdi. Bunu üzerine Huyey:

 

-“Eğer bu hak ise muhakkak ben senin ümmetinin saltanat müddetini bilirim. İşte bu müddet yetmiş bir senedir. Üzerine başka harf nâzil oldu mu?”dedi. Allah’ın Rasülü:

 

-“Evet, “Elif lâm mim sâd” nazil oldu,” buyurdu. Huyey:

 

-“Bu ondan çok, işte bu 161 senedir. Bunun gayri başka bir harf nazil oldu mu?” dedi. Allah’ın Rasülü:

 

-“Evet “Elif lâm mim r┠buyurdu. Huyey şöyle dedi:

 

-“Bu daha çok, 231 senedir. Bu iş üzerimize karıştı çoğunu mu, azını mı alacağımızı bilmiyoruz ve biz buna inananlardan değiliz.”

 

Bunun üzerine şu ayeti kerime nazil oldu.

 

“Kalblerinde eğrilik olanlar” Haktan vaz geçip bidat ve şüpheciler gibi batıl yollara dalanlar “onun müteşabih ayetlerinin ardına düşerler.” Öyle ki Yahudiler bu ümmetin ömrünün bilgisini talep ettiler ve yukarıda arz edildiği üzere cümlelerden bunun hesabını çıkarmak istediler.

 

Bunların münafıklar ve bidat ehlinin tamamı olduğu da söylendi.

 

 

 

 

“Fitne çıkarmak için” Cahil olanları saptırabilmek için şirk ve şüphe olsun isterler. “Kendilerine göre tevil etmek için” Arzularına göre tevil, bilgilerine göre tefsir etmek için bunu yaparlar.

 

“Onun tevilini Allah’tan ve derin bilgi sahiplerinden başka kimse bilemez.” Ayetin nazmında ihtilaf edildi. Müteahhirün alimleri vavın atıf için olduğunu söylediler. Yani, müteşabih ayetlerin tevillerini ancak Allah ve onun dinde derin bilgi sahibi olan âlim kulları bilir.

 

“Onlar: ‘Biz ona inandık, hepsi Rabbimizdendir.’ derler. Aklı selim sahiplerinden başkası düşünüp anlayamaz.” (Al-i İmran-7)

 

 

 

“Yekulûne” cümlesi hal olur. “Ona inandık” dedikleri halde” demektir.

 

Sahâbe ve tabiinden ekserisi de “Ver-rasihüne”deki vavın istinaf olduğu görüşünde olup okurken “illallah” da dururlar ve “müteşabih ayetlerin tevilini kimse bilemez, ancak Allah bilir” derler.

 

 (Meâlim-üt Tenzil’den)

 

 

 

 

KURAN’I KERİMİN GECE İNDİRİLMESİNİN HİKMETİ

 

 

 

 

 

Gece vakti münâcât zamanıdır. Füyûzâtın iniş zamanıdır. Tenezzülâtın şühûd vaktidir. Kerametlerin varit olduğu, tecellilerin zâhir olduğu zamandır.

 

Gece, Hazreti Mahbûb-u zikir için kalplerin boş olduğu vakittir. Mukarrabîn-i ebrâr yanında gündüzden daha güzeldir. Keşif ve esrarın mahremidir. Onun içindir ki, yakınlık ve saadete vesile olan ibadetler gece vakti daha çok kabule şâyandır ve dualara icabet geceleri daha süratli olur.

 

Hâsılı gece, hislerin dönüş ve sükun vaktidir. Kalb Cenab-ı Hakka yöneldiği zaman tüm uzuvlar ona tabi olur. Böylece hem zâhiren, hem de bâtınen yönelmiş olur.

 

 

 

 

GECE İBADETİ

 

 

 

 

 

Denildi ki:

 

Gece ibadet eden iki ecre müstahak olur. Bir ecir uykuyu terk ettiği için, bir ecir de ibadet için.

 

 

 

 

Hazreti Allah gece ibadet ehlini ve teheccüd sahiplerini şu ayeti kerimeleri ile methetti.

 

 

 

 

Yanları yataklardan uzaklaşır; korku ve ümit ile Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızklardan (hayra) sarf ederler. (Secde-16)

 

 

 

 

Onlar gecenin pek azında uyurlardı. (Zariyat-17)

 

 

 

 

Rasülüllah Aleyhisselâm Ebu Hüreyre’ye şöyle buyurdu:

 

-“Uykudan sonra gece yarısında kılınan iki rekat namaz sizin için gündüz kılınan bin rekattan hayırlıdır.”

 

 

 

 

 

Başka bir hadisi şerifte de:

 

 

-“Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” buyurdu.

 

 

 

 

Haberde şöyle geldi:

 

Şüphesiz Allah Teâlâ gece namaz kılarken uyuyakalan kimse ile meleklerine övünür ve onlara şöyle buyurur: “Kuluma bakın, ruhu benim yanımda, bedeni de bana ibadet halinde.”

 

 

 

 

Onun içindir ki, geceyi namaz kılarak ihyâ etmek ibadetlerin en faziletli ve şerefli olanıdır.

 

 

 

 

Nebi Aleyhisselâm geceleri Efendiler Efendisine (Mevlaya) itaat ve münacât ile ihya etmişti. Hatta o derece ki, kıyamda (ayakta) uzun süre kalmasından dolayı ayakları şişmişti. Bunu üzerine:

 

Tâ hâ, Biz sana bu Kuran’ı yorulasın (kendini yıpratasın) diye indirmedik. (Taha-1-2) buyurdu.

 

 

 

 

Rasülüllah Efendimiz’e (namaz kılarken) ayakları şiştiği zaman: “Kendini böyle zorluyor musun? Halbuki Allah senin geçmiş ve gelecek her şeyini af etti.” denildi. Bunun üzerine Aleyhisselâm Efendimiz şöyle buyurdular:

 

-“Şükredici bir kul olmayayım mı?”

 

Düşün, insaf et... Hazreti Aişe validemiz de Berat gecesi ile ilgili hadisesinde buna işaret etmişti.

 

Uykuyu terk edip geceleri kâim olmak, hususiyle seher vaktinde namaz, dua ve istiğfar ile meşgul olmak lâzımdır. Zira gece yarısı, hususiyle seher vakitleri, tevbe ve nedametlerin kabul ve icabet edileceği ümit edilen vakitlerdir.

 

 

 

 

Hazreti Allah seher vakitlerinde istiğfar edenleri şu ayeti kerime ile methetmiştir:

 

Sabahın erken saatlerinde onlar istiğfar ederlerdi.(Zariyet-18)

 

 

 

 

HAZRETİ ALLAH ÜÇ SESİ SEVER

 

 

 

 

 

Hadis Meâli: Üç sesi Allah Teâlâ sever: Horoz sesi, Kur’an okuyan kimsenin sesi ve seher vakitleri istiğfar edenlerin sesi.

 

 

 

 

 

Horoz sesi: Horozun öttüğü zamanlar, özellikle seher vakitlerinde yapılan dua kabul edilir.

 

Şaban ayının yarı gecesi (Berât) da duaların kabul edildiği vakitlerdendir. Öyle ise bu gece dua etmelisin, hususiyle selef-i sâlihinin birçoklarından nakledilen tesirli dualar ile dua etmelisin.

 

 Amr İbn-i Mes’ud Radıyallâhü Anh’dan rivayet edilen şu dua gibi: 

 

 

-Ey iyilik sahibi Allah’ım, sana kimse iyilik yapamaz. Ey Celâl ve İkrâm sahibi, ey nimet ve zenginlik sahibi, Ey kendinden başka ilâh olmayan Rabbim, sen sığınanları koruyan, himaye isteyenleri himaye edensin, korkanların emân yerisin. Allah’ım, eğer beni şâki, mahrum ve rızkı dar olarak yazdıysan şekâvetimi, mahrumiyetimi ve rızkımın darlığını sil. Beni mes’ud, merzûk ve hayırlara muvaffak yaz. Muhakkak sen Peygambere indirdiğin aziz kitabında, “Allah dilediğini mahveder; dilediğini de yerinde bırakır, Kitabın aslı onun yanındadır” buyurdun.

 

 

 

 

Kur’an okuyan kimsenin sesi:

 

 

Kur’an okumak Hazreti Allah ile konuşmak, sohbet etmek gibidir. Rasülüllah Aleyhisselâm:

 

-“Sizden biri Rabbi ile konuşmayı sevdiği (arzu ettiği) zaman Kur’an okusun” buyurdu.

 

Yine;

 

“Allah kelâmının diğer sözler üzerine fazileti, Allah’ın mahlukatı üzerine fazileti gibidir.” buyurdu.

 

 

 

 

Hadisi Kudsi: Kur’an (okumak ve Kuran’a hizmet) her kimi benden istemekten meşgul ederse ona benden isteyenlere verdiğimin daha fazlasını veririm.

 

 

 

 

 

 

 

Hadis-i Şerif: Kur’an-ı Kerim şefaatçidir, şefaati makbuldür. Riayet etmeyenlere ise hasım olarak isbatı vücud edecektir.  (Ramuz Terc. 1/227)

 

 

 

 

Hadis-i Şerif: Ümmetinin ibadetinin en faziletlisi Kur’an okumaktır.

 

 

Kim bir gün ve bir gecede iki yüz ayet okumazsa Allah Teâlâ ona hasımlık eder.

 

 

 

 

Hazreti Enes’den: Rasülüllah’tan işittim, şöyle buyurdu:

 

-Kim bir gün ve bir gecede elli ayet okursa gafillerden yazılmaz. Kim yüz ayet okursa halis kullardan yazılır. Kim iki yüz ayet okursa Kur’an ondan hak talep etmez. (Kuran’ın hakkını ödemiş olur. )

 

 

 

 

 

Seher vaktinde istiğfar edenlerin sesi:

 

 

Seher vaktinde kalp dünyevi meşguliyetlerden boştur. Gecenin geride bırakılıp gündüzün karşılandığı vakittir.

 

 

Bu haber 1768 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

DİN & İBADET

Kadir Gecesi Hangi Gündür

Kadir Gecesi Hangi Gündür Ramazan, pazar günü başlarsa, Kadir gecesi 29. gecedir. Salı başarsa 27. gece, perşembe başlarsa 25., cumartesi baş...

Teravih namazı için alacağımız manevi mükafatlar

Teravih namazı için alacağımız manevi mükafatlar Ramazan ayında kılınan teravih namazlarının her birinde ayrı bir hikmet olduğunu biliyor muydunuz?İmam-ı Gazali Haz...

NASİHAT

NAMAZ

Ben Bitti Demeden Bitmez.22 Eylül 2017

ALAHA ISMARLADIM

RAMAZAN

YEDİ KITA

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

DÜNYA BÜLTENİ



MÜSLÜMANCA YAŞAM

OSMANLI


ALPEREN

OSMANLI TORUNU


SIGARA İÇME


FATİH SULTAN MEHMET


NAMAZINI KIL


İSLAM HUZUR

YAVUZLAR BİTMEYECEK

NECİP FAZIL KISAKÜREK

TÜRKİYENİN MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR BAĞIMSIZ HABER SİTESİ
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi